Monday, November 29, 2010

Üzüntü merakı öldürüyor

Oğlum zatüre başlangıcı oldu. Canım iğne oluyor, ilaç alıyor, çılgın gibi öksürüyor. Birkaç gün benden merak çıkmaz. :/ Geri geleceğim.

Saturday, November 27, 2010

Thanksgiving nedir? - Şükran günü

Yahu günlerdir internette, yabancı gazetelerde haber okuyamaz olduk. Hep indirimler, hediye önerileri, promosyonlar, vs. Sıkıntı bastı şu Black Friday dedikleri şeyden. Artık teslim oldum ve peki nedir bu Şükran günü bari bakayım dedim:
1620 yılında Amerika'ya MayFlower isimli gemi ile gelen 102 göçmen, bir sene boyunca demirledikleri New England kıyılarında, gemi içinde sefalet ve hastalıkla boğuştular. Zor durumdaki bu göçmenlere Squanto isimli  bir Kızılderili yardım eli uzattı. Onlara ekin ekmesini, mısır toplamasını, zehirli bitkileri ve nehirde balık avlamasını öğretti. 1 yılın sonunda göçmenlerin sadece yarısı hayatta kalabilmişti ama en azından artık hayatta kalacakları bilgileri vardı.

1621 yılında artık kendi başlarının çaresine bakabilen göçmenlerin başı William Bradford, kızılderili dostlarını da davet ederek, elde edindikleri tüm gıdaları paylaşabilecekleri bir kutlama düzenledi. (sonra ne ara kızılderilileri kesmeye karar verdiler onu henüz bilmiyorum, kalleşler!) Bir yıl sonra yaşanan kuraklık kutlamanın tekrarını engelledi. 1623'de ise kuraklığın bitmesinin verdiği sevinç ile tekrar bir kutlama yapıldı ve böylece her sene kutlanır hale geldi. Buradan da ülkenin kuzeyine yayıldı. 1789'da George Washington Şükran gününü tanıdı ama resmi bir gün olarak ilan etmedi. Tüm Amerikalıları anayasalarının yazılması ve barışa kavuşmalarını kutlamak için Şükran gününde şükretmeye davet etti. 

Şükran günü, Amerikanın kuzeyinde kutlanırken, güneyinde uzun süre kutlanmadı. Yazar Sarah Josepha Hale Şükran gününün tüm Amerika'da kutlanması için 36 yıl çaba gösterdi. 1863 yılında Abraham Lincoln, Şükran gününü resmi olarak Kasım'ın 3. Perşembe günü olarak ilan etti. Konuşmasında "Tanrı'ya tüm halkımızın yaralarını sarması, öksüz ve dulları gözetmesi için dua ediyoruz" dedi. 

Bugün Şükran gününden geriye kalanlar hindi ve Black Friday. Black Friday'de mağazalar sabaha karşı açılıyorlar ve çılgın indirimler uyguluyorlar. Bu sebeple her sene izdiham yaşanıyor. Black denilmesinin sebebi bu izdiham değil, "in the black" teriminin kar yapmak anlamına gelmesi. Dükkanlar coşuyordur tabi.

Thursday, November 25, 2010

Flipboard vs Ipad aşkı

Muhteşem bir aplikasyon denedim bu gece; Flipboard ve anında hastası oldum. Facebook, Twitter ve diğer haber sitelerini tek bir yerde buluşturan bir aplikasyon. Daha da güzeli hepsini bir gazete mizampajıyla düzenliyor olması. Twitter veya Facebook'un kendisi veya izlediğim bloglar dahi bu kadar güzel görünmüyor. Artık tweet ve Facebook okumak çok daha büyük bir keyif. Dahası bedava. Valla ne yalan söyliyim ben bu aplikasyona en az 30dolar öderdim. Bakın aşağıda bazı resimleri var.
Ana sayfa bu şekilde görünüyor. Üst solda Facebook var, yanında Twitter. Diğerleri de sizin keyfinize göre ekledikleriniz. Bu sayfa gibi toplam 2 sayfası olması limitasyonu. Umarım ileride sayfa sayısını arttırırlar, bana yetmiyor.


Bu Twitter sayfası. Twitter'ın orjinal halinden 1000 kat daha güzel olması bir yana, linkler de açılmış durumda. (Gerçi Twitter aplikasyonunda da böyle ama bu daha güzel görünüyor)
Facebook sayfası bu şekilde görünüyor ve sayfa çevrilir gibi çeviriyorsunuz

Wednesday, November 24, 2010

Freddie Mercury'yi anıyorum... Buyrun katılın...

Bir Queen hastası olarak Freddie Mercury'nin ölüm yıldönümünde kendisini anmazsam ayıp olur. Size Freddie ile ilgili bazı bilgiler vereceğim. 

- Zanzibar doğumlu
- Gençliğine kadar ailesi ile birlikte Hindistan'da yaşıyor ve İngiliz okuluna gidiyor. 
- Zanzibar devrimi sırasında ailesi ile birlikte güvenlik sebebi ile İngiltere'ye kaçıyor ve burada Grafik sanatlar ve dizayn okuyor. Kendisi meşhur Queen amblemini de çizen kişidir.
- 4 oktav sese sahip. Konuşurken sesi bariton iken, şarkı söylerken genelde tenor olarak söylüyor.
- Seven seas of Rhye, Bohemian Rhapsody, Killer Queen, Somebody to love, We are the champions, Dont stop me now gibi grubun birçok ünlü şarkısını kendisi yazmıştır. 
- Biseksüel. Uzun yıllar Mary Austin isimli bir kadınla birlikte oldu. Daha sonra kısa süreli yaşadığı homoseksüel ilişkiler sebebi ile Austin'den ayrılır. Ama ölene kadar çok iyi arkadaş kalırlar. Mary için benim tek gerçek arkadaşım derdi. Love of my life şarkısını da yine Mary için yazmıştır. 
- Daha sonra Barbara Valentin ile 5 yıl birlikte olur.
- Daha sonra Jim Hutton isimli bir erkek ile beraber olur ve onunla birlikte iken vefat etmiştir.
- "I am gay as a daffodil (nergis)" demişliği vardır ama açık bir şekilde gay olduğunu kabul etmemiş olması gay komunitesi tarafından pek hoş görülmemektedir. 
- HIV olmasını da ölümünden bir gün öncesine kadar saklamıştır. Bu davranışı da hoş karşılanmamıştır ve istese AIDS için birçok yardım kampanyası düzenleyebilirdi denilmektedir. 
- Birleşmiş milletlerin boykotunu kırıp Güney Afrika'da konser verdikleri için de adları boykot kırıcıya çıkmıştır. 
- Zanzibar hükümeti Freddie'nin 60. yaş günü kutlamalarını gay olması sebebi ile iptal etmiştir. 
Mary Austin
Jim Hutton

Barbara Valentin

Tim Burton'ın Twitter deneyi

Tim Burton Tweeter'da bir deneme yapmaya başladı. Kolektif bir hikaye yazmaya çalışıyor. 22 Kasım ile 6 Aralık tarihlerinde devam edecek bu denemeye Tim Burton aşağıdaki cümleyi tweetleyerek başladı.
Part 1 “Stainboy, using his obvious expertise, was called in to investigate mysterious glowing goo on the gallery floor #BurtonStory”
Hikayeye katkıda bulunmak isteyenler #BurtonStory yazarak cümleyi devam ettiriyorlar. Tim Burton beğendiklerini seçip Twitter'a ekliyor ve hikaye devam ediyor. Bu yazıyı yazdığım ana kadar olanlar;

Stainboy isimli bir (sanırım) dedektif sanat galerisinin zemininde duran parlayan garip bir yapışkan sıvıyı incelemek üzere çağrılır. Yakınına gelir ve incelemek üzere elini değdirir. Tam bu anda yapışkan sıvı hareketlenmeye ve Stainboy'un kolundan yukarı çıkmaya başlar. Stainboy bu yapışkan maddeden kurtulmak için avizeye uzanır ama bir türlü yakalayamaz. Son bir çaba ile pelerinini çıkartır ve yapışkan sıvıdan bir balon yapmak üzere üflemeye başlar...

Daha yeni başladı hadi siz de takip edin ve belki de güzel bir iki ekleme yaparsınız. İleride filmi yapılırsa çocuklarınıza bu sahneyi ben yazdım dersiniz :)

Takip etmek isteyeneler için Twitter ismi BurtonStory

Tuesday, November 23, 2010

Trafiğe çözüm yeni taşıma aracı

Çinlilerden trafiğe çözüm! Bayıldım bu çözüme... 7 tepeli şehrimizde metro yapmanın zorlukları varken bu çözüm son derece uygun olabilir. Ey belediye duy sesimi.

Resimde gördüğünüz bu otobüs sadece yanlarından yoldaki raylara temas ediyor. Yüksekliği 4.5metre ve altından arabalar geçebiliyor. Elektrik ve güneş enerjisi ile çalışan bu yeni taşıma aracı 1200 kişi kapasiteli ve saatte 60km hız yapabiliyor.Trafiği %20 ila 30 oranında azaltması bekleniyormuş.

Sizce de harika bir buluş değil mi? Kurtuluruz valla. HADİ!

Sunday, November 21, 2010

Uçakla gidiş-dönüş saatleri neden fark ediyor?

Doğudan batıya uçakla seyahat ederken uçuş süresi, batıdan doğuya gidişe göre daha uzundur. Sebebini sorduğunuzda da genelde turizm acentası görevlileri "dünyanın dönüş istikametinin tersine gidiyorsunuz da o yüzden" diye cevap verirler. Bu son derece yanlış bir açıklama ve şimdi size asıl sebebi açıklayacağım. 

Öncelikle bu açıklamanın neden yanlış olduğunu anlatayım.İlk olarak hatırlamamız gereken dünyanın çapı; ekvatorda 40.000km. Dünya bir gün içinde kendi etrafında tam bir dönüş yaptığına göre, ekvatorda duruyor olsanız bir günde 40.000km yol kat edeceksiniz. Bir günde 24 saat olduğuna göre saatte 40.000/24 = 1666km /saat hızla dönüyoruz. 

İkinci hatırlamamız gereken ise görecelik kuramı. Uzaydan bakıldığında siz saatte 1666km hızla ilerleyen bir kişisiniz. Ama dünyadan bakıldığında km hızınız 0. Olduğunuz yerde zıplayacak olsanız uzaydan bakıyorsak, hızınız yine 1666km. Ama zıpladığınız andaki hızınız da 1666km olduğundan dünyanın hızı sizinle aynı olmuş oluyor.  Dünyanın ters istikametinde, doğudan batıya 16km/saat hızla koşuyor olsanız, uzaydaki hızınız 1682 km/saat olacak. Batıdan doğuya koşuyor olsanız ise hızınız uzayda 1650km/saat olacak. Yani dünyanın dönüş hızının veya istikametinin sizin hızınız üzerinde bir etkisi yok. 

O zaman neden Istanbul'dan Singapur'a gitmek 10 saat 40 dakika sürüyor da, dönüş 12 saat sürüyor? Cevap atmosferdeki rüzgar akımları. Resimde dünya üzerinde hakim atmosferik akımları görebilirsiniz. Kuzey yarım kürede soldan sağa rüzgar oklarının olduğu yerden seyahat ettiğimiz için giderken rüzgarı arkamıza alıyoruz, dönerken ise rüzgara doğru gidiyoruz. İşte farkı yaratan da bu.

Saturday, November 20, 2010

Buzullar eriyince ne olacak?

Dunyamiz bazi bilim adamlarina gore gunesin isinmasi sebebi ile, cogu bilim adamina gore de atmosferdeki karbondiyoksit (CO2) artisi sebebi ile isiniyor. Bu isinma sonucu bizi en cok endiselendiren ise buzullarin eriyip, kara bolgelerinin sular altinda kalmasi. Nasa dahil bircok kaynaktan neler olabilecegine iliskin tahminlerini okudum, korkulmasi gereken tek sey yukselen su seviyesi degilmis, iste size ozetler;

-1800lerden gunumuze atmosfer sicakligi toplam 0.8 derece artis gostermis.
-2100 yilina kadar da toplamda 6 derece bir atis olmasi bekleniyor.
- Dunyanin buzullarinin %90'i Guney Kutbu Antartika'da bulunuyor. Antartika'nin ortalama yil boyu isisi ise -37 derece. Son yuz yilda dunyamiz 1 derece isinmis oldugu icin yakin bir gelecekte (hatta sanirim birkac yuzyil) Antartika'da bir isinma ve erime olmasi beklenmiyor. Ama birgun kesin eriyecek ve eridiginde okyanuslar toplam 61 metre yukselecek.
- Kuzey kutbu ekvatora daha yakin oldugu icin erime olmasi daha muhtemel bir bolge. Buradaki tum buzullar eridiginde ise okyanuslarda toplamda 7metrelik bir yukselmekte meydana gelecek.
-Okyanus seviyesini yukseltecek diger bir konu ise isininca genlesen su. Bu genlesme de 15 cm ila 95cm arasinda bir yukselmeye sebebiyet verecekmis.



-Bilim adamlarini asil endiselendiren konu ise tum dunyadaki hava sicakliklarini kontrol eden okyanuslardaki sicak ve soguk hava akimlarinin bozulmasi ihtimali. Henuz bu konuda kesin bir saptama yapilamamis olsa da, bilim adamlari bu olasiligi yuksek goruyor.
Resimde kirmizi hat ile denizlerde ilerleyen sicak su akimini, mavi ile de soguk su akimini goruyorsunuz. Bu akim tum dunyadaki hava isisinda buyuk rol oynuyor. Sicak hava yuzeye daha yakin ilerlediginden, havayi da isitiyor. Soguk hava da okyanus dibinden ilerliyor. Tuzlu olan deniz suyu agir oldugu icin kuzey kutbuna vardiginda soguyup dibe rahatlikla gidiyor.
Eger kuzey kutbundaki buzullar erirse, tuzsuz olan bu temiz su resmin sol ust kosesindeki sicak suya karisacak, fakat tuz orani azalmis olacagi icin dibe cokmeyecek. Bu durumda soguk su akimi okyanusun dibinden degil, yuzeyine yakin ilerleyecek. Dolayisiyla bu soguk okyanus akintisi havayi da tum dunyada sogutacak.

Hadi artik denizin ne kadar yukselecegini de, havanin ne kadar soguyacagini da biliyorsunuz. Aranizda fotografci, grafiker filan varsa cizsin artik 2100 yilinda Istanbul'u. Bakin Ingiltere'nin tahmini goruntuleri burda.
- Posted using BlogPress

Thursday, November 18, 2010

Nasil telaffuz ederim - Forvo




Dil ogrenmek isteyenlere yonelik cok hos bir site Forvo. Hemen her dilde, her kelimenin nasil telaffuz edildigini ogrenebildiginiz veya ogretebileceginiz bir yer. Kelimeleri telaffuz edenler de yine kullanicilar. Turk 550 kullanicisi var ama halen okunmasi gereken 6000 uzerinde kelime var. Eliniz degerse usenmeyin bir iki kelime de siz okuyuverin, insanliga bir faydaniz olsun.

- Posted using BlogPress

Farmville oldu... Yasasin Cityville!




Evet Zynga yeni oyununun lansmanini onumuzdeki haftalarda yapacagini acikladi; CityVille. Farmville'den sonra bircok insanin yeni hastaligi olacaga benzeyen bu oyun yine Facebook uzerinden oynanacak. Oyunda bir sehir yaratacaksiniz, sokaklari, evleri, dukkanlari... Facebook arkadaslariniz da sehrinize gelip dukkanlarda calisabilecekler. Arkadassiz bir dukkan 5 saat icinde para yapiyorken, arkadasli bir dukkan belki 2 saatte size para kazandiracak. Tabi ki yine birbirinizin sehrini dekore etmek icin cesitli samandi, cimdi, inekti gonderebileceksiniz.
Sahsen ilac saatimi dahi unutan benim gibi birine hic cazip gelmeyen bir oyun turu. Ama etrafimda "aaaa kac yasina geldin halen oyun mu oynuyorsun" diyen insanlarin ekran basindan kalkamamalarina da bayiliyorum.


- Posted using BlogPress

Foodscapes

Carl Warner isimli bir fotografciya daha once rastlamis miydiniz bilmem ama rastlamadiysaniz da bugun tanisacaksiniz. Bu ay Food Landscapes isimli kitabini cikaran yaratici bir fotografci. Yiyeceklerden manzara goruntuleri olusturup, bunlarin fotografini cekiyor.

Resimdeki hersey bir besin. Carl isinin en zor tarafinin dogru sekilli sebzeyi bulmak oldugunu soyluyor. Hayatinin ciddi bir bolumunu manavda raflara bakarak geciriyormus.

Daha sonra sectigi sebze ve yiyecekleri alarak studyosuna gelip, bunlari yaratacagi manzaraya gore dizmeye basliyor. Isik altinda yiyeceklerin cabukca bozulmasi sebebi ile de cekimi en fazla 3-4 gun icinde bitirmeye calisiyormus.

Tabi ki unlu olduktan sonra kendine yardimci olmasi icin bir ekip de tutmus. Bakin ama ne harika resimler :) cok da fantastik.
























- Posted using BlogPress

Wednesday, November 17, 2010

Hybrid araba nedir?

Hybrid, iki farkli turun karisimina verilen isimdir.

Hybrid araba ise iki farkli motor tipini kullanan arabalara verilen isim. Bu arabalarda bulunanlar soyle;

1) bildigimiz motor ve yakit deposu
2) elektrik motoru
3) jenerator (hepsinde bulunmayabiliyor)
4) piller



En basit anlatimi ile, hybrid bir araba hizli gitmesi, yokus yukari cikmasi gerektigi zamanlarda benzin motorunu kullaniyor, daha az yoran zamanlarda ise elektrik motorunu kullaniyor. Boylece yakit tuketimini %25-35 azaltabiliyor.

Piyasadaki farkli hybrid araba markalari daha az yakit tuketimi icin farkli yontemler kullaniyorlar. Asagida kullanilan bazi yontemler var. Bunlarin hepsini kullanan markalar da var, sadece bir tanesini kullanan da.

1)Araba ne kadar hizli gidiyorsa, o kadar yuksek kinetik enerjiye sahiptir. Hybrid arabalar yavaslamak icin fren yerine jeneratorunu kullanarak, ortaya cikan enerjiyi pillere aktarir. (dahice!)
2) Arac durdugunda, motorunu kendiliginden kapatabilir
3) Lastikleri cok daha siskin ve serttir ki surtunme daha az olsun.
4) Hafif materyaller kullanilarak yapildiklarindan daha hafiftirler
5) Ayrodinamikleri goruntuden cok, hava ile surtunmeyi en aza indirmek amaciyla dizayn edilmistir. Bazi modellerde yan aynalar dahi yoktur, yerine kameralar kullanilmistir.



Bu arada son bir not; elektrikli araba ile hybrid araba cok farkli seyler. Hybrid bir araci asla prize takmaniz gerekmezken, elektrikli araclara ozel park yerlerinde aracinizi sarj etmeniz gerekmektedir.


Cevreci arabalarla ilgili gelismeleri benden daha yakindan takip edenlerdenseniz, lutfen yazin bu yesil araba konusunu ben de seviyorum.

- Posted using BlogPress

Gelecekte Londra nasil bir yer olacak?

Bugun cok hos bir futurist ikiliye rastladim; Robert Graves ve Didier Madoc-Jones. Post cards form the future isimli sitelerinde Londra'nin gelecekteki halini resmetmisler ve ongorulerini yazmislar. Cok etkileyici buldugum bir iki tanesini asagidaki bulabilirsiniz, dgerlerini kendi sitelerinden buyrun bakin.



Thames nehrinin bariyeri 6 metre yukseklikteymis. Bu gordugumuz resim, global isinma sonrasinda deniz seviyesinin 6 metre uzerinde yukselmesi halinde Londra'nin halini yansitiyor.



Ekvatora yakin ulkelerde yukselen isilar sonucu yiyecek sikintisi olacak ve insanlar kuzey ulkelere goc edecekler. Londra da bu goc alacak ulkelerden biri. Bazi tarihi inalar haricinde hicbir yerde bos alan kalmayacak.



Insanlar ilerde tek yeterli enerji kaynaginin nukleer enerji oldugunu kabul edecek ve hatta santrallerini daha yuksek etki icin sehir merkezlerine insa edecekler. Mimarlar bu binalari tasarlamak icin yarisacaklar.



Global isinma sebebi ile ortaya cikacak buzul caginda buz pateni tum kiyi sehirlerinin vazgecilmez sporu olacak.



Yiyecek kitligi yasanacagi bu devirde insanlar sehrinde icindeki alanlarda tarim yapmaya baslayacaklar. Londra'da ozellikle pirinc uretimi yaygin olacak. Herkes kendi yiyecegini uretmek durumundaolacak.

- Posted using BlogPress

Tuesday, November 16, 2010

Bayramın ikinci günü Gencer gunu

Ege yoresinde bayramin ikinci gunune (bazi il ve ilcelerde ucuncu gunune) Gencer adi veriliyor. 600 yillik bir gelenek olan Gencer'in en onemli ozelligi macun, susam helvasi ve copcatanlik. Eskiden yilda sadece bir gun, Gencer gununde, bekar erkek ve kizlar kurulan pazar meydaninda bir araya gelebilirlermis. Buyukler alisveris yaparken, gencler de birbirlerini tavlamaya calisirlarmis. Bugun artik bircok yerde Gencer gunu macun ve alisveristen olusuyor. Aradigimda bir tek 2009 yilinda Izmir Beydag'da halen bu gelenegin korunmaya calisildigina rastladim, resimler bu senlikten. Aydin, Nazilli, Odemis, Beypazari gibi yerlerin lokal gazeteleri sadece QQ yapmis, aman geleneklerimiz oluyor modundalar.






- Posted using BlogPress

Ketcap nerden cikmis?

Bayram yemeginde dahi ketcap yiyen miniklerle sohbette geldi soru, ketcap ne demek, nereden cikmis?

Ketcap Cinlilerin soya sosuna benzeyen, tursulu balikli bir sosunun adiymis; ke-tsiap. 17.yuzyilda Ingiliz denizciler bu sos ile tanisip ulkelerine getirmisler ve degistirmisler, icine domates de eklemisler. O zamanlar ketcap cok daha sulu bir sosmus. 1876 yilinda F&J Heinz sirketi ilk olarak paketli ketcap yapip, "tomato ketchup" adiyla satmaya baslamis. Sonradan sadece ketcap denilmeye baslanmis.

- Posted using BlogPress

Monday, November 15, 2010

HBR - yaratici bir is ortami

Harvard Business Review'da bugun yayinlanan bir yazida yaratici bir is ortaminda olmasi gerekenleri yaziyordu. Yazan Harvard BA hocasi, Harvard psikoloji mezunu Teresa Amabile. Ozetle soyle diyor;

1) farkli dusunebilen zeki insanlar calistirin. Isinde uzman, bilgiye ac, farkli noktalari hickimsenin dusunmedigi sekilde birlestiren insanlar...

2) isine tutku ile bagli insanlar calistirin. Bu insanlar sevdikleri isi yaptiklari icin o kadar mutlu olacaklardir ki, soylenmek yerine eglenerek sorunlarin ustesinden geleceklerdir.

3) yaratici bir atmosfer yaratin. Insanlara tutkularini gerceklestirecek ozgurlugu taniyin, zorlayici hedefler verin, dusunebilecekleri kadar bos zaman yaratin, hayallerini gerceklestirebilecek kaynaklari saglayin.

Bugun bu tanima uyan firmalar arasinda start up sirketler haricinde Sony, Ideo, Pixar, MIT media lab gibi sirketleri sayiyor.

Yaziya tamamiyla katiliyorum ve merak ediyorum bu tip maddeleri defalarca okumamiza ragmen neden halen dunyada bu arastirma sonuclarina kulak veren sirket sayisi 4-5 ile sinirli? Ayni seyi yaratici ofis dekorasyonlari icin de merak ediyorum. Herkes gorup bayilir ama simdiye kadar bir tane bile boyle degisik dosenmis bir ofis gormuslugumuz yok. Nedendir, sorarim size?
















- Posted using BlogPress

Sunday, November 14, 2010

Aligator ve Krokodil'in farki nedir?

Tatildeyiz ya, keyifle bircok akraba hikayesi dinliyoruz. Bugun aksam yemeginde Florida'da bir bataklik parkina giden akrabalarimi dinledim. Parkin bakicisina aligator ve krokodilin farkini sormuslar, "hangisi bacagini once yakalarsa o daha tehlikelidir" diye cevap vermis, baska birsey de soylememis. Halen cevabi bilmiyorlardi, arastirma gorevini bana verdiler.

Aligator ve krokodiller akraba olsalar dahi, farkli familyalardan geliyorlar. En belirgin ayristirici gorzel ozellikleri ise sunlar;
1) aligatorun cenesi genis, krokodilinki ise sivri ve dar. Yani ikisi de cok kuvvetli olmasina ragmen aligatorun cenesi daha da kuvvetli. Krokodiller kaplumbaga yiyemezken, aligatorler yiyebilirler.




2) aligatorun boyu ortalama olarak 4,3mt, krokodilinki 5.8mt.
3) aligatorun rengi siyaha yakin, krokodilin rengi ise yesile
4) krokodilin alt ve ust cenesi ayni buyuklukte oldugundan alt ve ust dislerinin tumu gorunur. Aligatorun ise alt cenesi daha kucuk oldugundan, alt disleri yandan gorunmez.




Bu arada her ikisi de marshmellow cok seviyorlarmis. Yani su Eti Puf'un icindeki beyaz pofuduk madde:)

- Posted using BlogPress

Saturday, November 13, 2010

Batti cikti ne demek?

Bugun babamdan duydum, Antalyalilar alt gecide "Batti Cikti" diyorlarmis. Ikinci batti ciktidan saga sapacaksin kardes....



Bu tabirin kullanildigi baska sehirler de biliyorsaniz yazin lutfen

Wednesday, November 10, 2010

Hergune bir Google haberi

Google bugun de beni sasirtmayi basardi. Bu sefer calisanlarina yaptigi sene sonu suprizi ile; tum calisanlarinin baz maaslarina %10 zam yapacakmis. Yillik bonuslarini maaslarina ekleyecekmis, zira yapilan arastirmada sabit gelirin daha onemli oldugunu gormusler. Ayrica herkese $1000 tatil harcirahi vereceklermis.

Google'in tum dunyada 23,000 calisani oldugu dusunulurse sadece tatil harcirahi bile 23 milyon tutuyor. Vergisini de yine Google odeyecekmis. Maas artisi ise Google'a yilda 1 milyar dolar ek maliyet getirecekmis. Google calisanlarinin artik yaraticiliklarinin doruguna ulasmasini bekliyoruz. Bu govde gosterisi umalim tum isverenlere ornek olur.

- Posted using BlogPress

Follow me - Yorumsuz

Naaaaayyyzzz.

Tuesday, November 9, 2010

Yuh Yuh Yuh Google!! Daha neler!!

Google iyice abarttı, adamlara hayran olmamak mümkün değil!!!

Artık Google'da herhangi birşey aradığınızda çıkan sitelerin yanında minik bir büyüteç resmi göreceksiniz. Bu büyütece tıklayınca sağ tarafta aradığınız kelime ile ilgili sitenin bir görüntüsü görünüyor. 

Biraz önce Google'dan Meraklı Nane diye arattım, resimdeki görüntü geldi. Ne etkileyicidir ki 10 dakika önce yayınladığım yazı da var bu resimde. 

 
Daha spesifik olsun diye Pastırma yazı nedir isimli blog yazımı arattım, sayfada bulunduğu yeri de özellikle büyüterek çıkarttı. Çift yuh!

Nasıl yaptığına gelince aradığınız bilginin bulunduğu sitenin bir screenshotını alıp arama sonuçlarında gösteriyormuş. 
Yazıdaki tam yeri göstermesine mi hayran olayım, Google'ın bu yeni özellik ile 1 milisaniye daha yavaşlamamış  olmasına mı bilemedim. 

Google bir kez daha ellerine sağlık. 

Arabayla hızla yokuş aşağı giderken camı kaparsan ne olur?

Kulakların tıkanır. Ama neden? İlk olarak kulağımızı yakından tanıyarak başlayalım.

Kulağımızın uzun tünelinin sonunda kulak zarı vardır. Bu bölgeye dış kulak adı verilir. Dış kulak ile orta kulak arasındaki bölümde ise içinde hava bulunan bir bölüm vardır. Bu bölüm östaki borusu ile boğazımıza bağlıdır. Kulak zarının dışı ve içi arasındaki hava basıncının aynı olması gerekir ki, zarımız yerli yerinde düz durabilsin. Ama herhangi bir tarafta hava basıncı arttığında, zarımız da aksi yönde genleşecektir. Bu da kulağımız tıkandı hissini yaratacaktır. 
Araba veya uçak alçalırken, dışarıdaki hava basıncı artacağından kulak zarınız içeriye doğru genleşecektir. Tıkanıklığı gidermek için öztaki borunuzdan ter istikamette hava vermelisiniz. Bunu yapmanın en kolay yolu da balon üfler gibi yaparken, ağzınızı ve burnunuzu kapatarak olur.
Tam tersinde de araba veya uçak ile yukarı çıkarken, dışarıdaki hava basıncı azalacak, kulak zarınız dışarıya doğru genleşecektir. Bu tıkanıklığı gidermek için de en kolay yol esnemektir. 
Araba ile hızlı giderken camı açmak, araba içindeki basıncın aniden değişmesine sebep olur. Bu sebeple kulaklarınızda içeri veya dışarı doğru bir tıkanma olur. Siz en iyisi araba ile hızlı giderken camı açmayın, kapamayın.

Monday, November 8, 2010

Bloke çek nedir?

Bugun bir ev satıp karşılığında bir miktar bloke çek aldım. Parayla arası çok olmayan bir insan olarak bloke çekin ne olduğunu bugün bankacımdan öğrendim. Benim gibi bilmeyen bir iki cahil daha varsa diye bildiriyorum; bloke çek yazıldığında banka yazılan miktar kadar parayı bir kenara bloke ediyormuş. Çeki yazan artık bu parayı bankasından geri alamıyormuş. Parayı sadece çekin yazıldığı ismin sahibi çekebiliyormuş. Bloke çekleri diğerlerinden ayıran tek görsel özellik ise üzerinde bankanın "BLOKE EDİLMİŞTİR" ibaresiymiş. Benim buradan çıkarttığım ders, eğer birinden çek alacaksan bloke olsun. 

Ayrıca Google'in bulamadığı birşey keşfettim, bloke çek resmi yok.


- Posted using BlogPress

Sunday, November 7, 2010

Watergate nedir?

Sonunda tam olarak ne olduğunu bilmediğim bu politik tarihi skandalı daha yakından anlamaya karar verdim. 

Watergate Amerikan Başkanı Nixon'ın istifası ile sonuçlanan bir politik skandal. 1972 yılında Ulusal Demokrat komitesinin  (Nixon'un rakibi parti) Watergate ofisine giren 5 kişi soygun ve izinsiz adam dinleme suçu ile tutuklanırlar. Beyaz saray sözcüsü H.R. Haldeman 3. sınıf bir hırsızlık vakası için yorum yapmayacağını söyler. Halbuki o gün Nixon ile yaptığı telefon konuşmasında "CIA'e söyleyelim, FBI'a karıştırma bu işi, milli güvenlik konusu desin" konulu gizli bir konuşma yapmıştır. Tam Nixon paçayı kurtaracaktır ki, Washington Post Nixon'ın seçim kampanyasına ait 25.000 dolarlık bir çekin hırsızlardan birinin banka hesabına gittiğini yayınlar. Washington Post, Nixon'ın tekrar seçilmesi öncesinde bir haber daha yayınlayarak rakibi demokratlar alehine bilgi toplamak, casusluk yapmak,  kampanyalarını sabote etmek için gizli bir hesabı olduğunu yayınlar. Bu haberleri diğer medya gazeteleri ve halk pek takmaz ve Nixon büyük bir oy çoğunluğu ile Başkanlığın ikinci dönemi için seçimi kazanır. 

Hırsızlar, Beyaz Saray'ı tehdit etmeye ve daha fazla para istemeye başlar. Nixon, avukatı John Dean'e paranın verilmesini emreder. Ama daha sonra büyük bir hata yaparak 1973'te avukatı Dean'i işten kovar. Dean mahkemede Nixon'ın örtbas olayından haberdar olduğunu söyler. Daha sonra da yine bir Beyaz Saray çalışanı olan Alexander Butterfield oval ofisin heryerinin dinlendiği açıklamasını yapar. Nixon bu kayıtları vermeyi red eder, edit edilmiş yazılı transcriptlerini verdirir. Birçok yasal prosedürden sonra yargıtay kayıtların eksiksiz verilmesini emreder. Bu emrin üzerine Nixon istifa eder. 

Peki bu hırsızlık yaparken tutuklanan adamlar ne arıyorlarmış? Kesin olarak bilinmiyor, birçok hipotez var. Ama yine demokratlara karşı bir kumpas veya bilgi bulma çabası ile girdikleri kesin.

Thursday, November 4, 2010

10 Kasım'da Bon Jovi Live!

10 Kasım'da bizim saatimizle saat gece 2'de Bon Jovi'nin New York BestBuy Tiyatrosundaki konserini YouTube'dan canlı izleme şansımız olacak. Dahası bu konserde grubun söyleyeceği şarkıların hangileri olacağını da seçme şansımız olacak. Şarkı isteğinde bulunmak için ister bir video upload edebilirsiniz, isterseniz bir yorum yazıp istediğiniz parçaya neden hayran olduğunuzu yazabilirsiniz. İstek yapılan şarkıların oylaması da yine bizler tarafından yapılacak. En beğendiğimiz şarkılar tüm konserin içeriğini oluşturacak. 

You give love a bad name diyorum ve Bon Jovi'yi seviyorum. 

Wednesday, November 3, 2010

Ne oluyorsa Stockholm'de oluyor

Bu sene görmüşsünüzdür Stockholm'de Volkswagen'in piyano merdivenleri, dipsiz çöp kutusu ve arcade şişe makinalarını gibi uygulamaları görüp bayılmıştık. Şimdi de yepyeni bir pilot yapıyorlar. Hemen Stockholm'e gitmeliyim. Seveceğimi hissediyorum.

Stockholm'e gitmek istediğinizde internete girip odanızı rezerve ediyorsunuz, paranızı ödüyorsunuz ve telefonunuza bir aplikasyon yükleniyor. Bu aplikasyon sayesinde otele vardığınızda resepsiyona gidip anahtar dahi almıyorsunuz, direkt odanıza çıkıyorsunuz. Cep telefonunu kapıya 4 cm yaklaştırıyorsunuz ve tataaaa. Kapınız açılıyor. 
 Aplikasyon çok basit, yüksek frekanstan kablosuz bir iletişim sistemi. Kapıya şifreyi söylüyor. NFC isimli bu sistem (Türkçesi yakın saha iletişimi) 13.56 Mhz'de çalışıyor ve 424 Kbit/saniye veri transferi yapabiliyor. Bu teknoloji neden daha fazla kullanılmaz anlamış değilim. Cep telefonu ile ödeme yapmak, müzelerde bilgi almak, süpermarketlerde bilgi almak gayet güzel olmaz mıydı?

Yaz/kış saati uygulaması nedir?

Geçen aklımdan bir saniyelik geçmişti, yaz saati uygulamasını yazsam mı diye. Sonra herkes biliyordur diye vaz geçtim. Ta ki bugün sosyal medyada "Saat kaç", "yaz saati uygulaması" aramalarının ve bahislerinin çokça geçtiğini fark edene kadar. Şöyle özetleyeyim;

Kasım ayının ilk pazar günü saat 2'de saatlerimizi 1 saat geriye alıyoruz. 

Mart ayının ikinci pazar günü saat 2'de ise saatlerimizi 1 saat ileriye alıyoruz.
Ben de bakarken bir iki yeni şey öğrendim;

Çok eski bir uygulamaymış, ilk olarak 1895 yılında kullanılmaya başlamış. Arizona eyaleti bu saat uygulamasını red ediyormuş.

Yaza girerken saatlerimizi bir saat ileri alarak akşam üstü daha geç ışık yakıyoruz ve elektrik tüketimimiz daha az oluyor. Gerçekten tasarruf oluyor mu konusunda birçok tartışma var ama genel kanı %1 civarında bir tasarruf yapıldığı yönünde.

Yaz saati uygulamasının esnafa, sağlık sektörüne ve güvenliğimize de faydaları bulunuyor.Bununla birlikte çiftçileri oldukça zorluyor.

Kışın saatlerimizi geri aldığımızda ise asıl, harbi saate dönmüş oluyoruz. Yani aslolan kış saatidir.

Neymiş
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri
yazın ileri, kışın geri