Wednesday, April 24, 2019

Piknik sandalyesi Hardoy

Resmini gördüğünüz sandalyenin ismi Hardoy. Bazıları Kelebek sandalye diyor. Modern tasarım dünyasında önemli bir yere sahip. Barselona Sanat Müzesinde karşılaştık. Hardoy ismini Jorge Ferrari Hardoy isimli tasarımcıdan almış. Halbuki bu sandalye dizaynı ilk olarak ingiliz mühendis Joseph Beverly Fenby tarafından 1877 yılında patentlenmiş ve üretilmiş. Sandalye katlanabilir olduğundan uzun süre savaş meydanlarında yaygın olarak kullanılmış. Halbuki oturması oldukça rahatsız bir koltuk. Bu sandalyeye formal bir şekilde oturabilmek neredeyse imkansız. Fakat yine de minimalist tasarımı ile birçok modern sanat ve dizayn müzesinde bir örneğini görmek mümkün. Bir adet Hardoy'u NewYork Moma'da da ziyaret edebilirsiniz. Veya internetten 30 dolara da alabilirsiniz. Bugün en yaygın kullanım alanlarından biri ise piknik. Anlayacağınız bugünün plastik piknik sandalyesinin dedesinin adı Hardoy'muş.
Image result for piknik sandalyesi


Sunday, April 21, 2019

Pablo Picasso

Pablo Picasso'nun eserlerine bakip da "Ne var canim! Bunu ben de cizerim" diyenlerden misiniz?" Alt tarafi yamuk yumuk cizilmis bir yuz, yarisi boyanmis bir tuval, kenarlara tasmis renkler, perspektiften yoksun renk cumbusu. Sizi bilmem ama ben defalarca "ben de cizerim" deme gafletinde bulunanlardanim. Yillar gecip sanata olan ilgim arttikca, daha cok sanat muzelerine gitmeye basladim. Gittigimde de sesli rehber almaya. Kabaca vurulmus firca darbelerinin altinda yatan anlatimlari ogrenmeye basladigimda sanatcilara olan hayranligim tavan yapti. En sevdiklerini siraya diz deseniz cesaret dahi edemem. Ilk siraya Picasso'yu mu almali?


Picasso sansli bir cocukmus. Babasi bir ressam ve sanat profesoru. Picasso 7 yasinda iken ona kendisi resim egitimi vermeye baslamis. Unlu sanatcilarin resimlerini taklit ederek ve insan anatomisi calisarak baslamislar ise. 13 yasina geldiginde Picasso'nun cizdigi resim iste bu! Cizdigi bu adama verebildigi yuz ifadesine bakin. Uzgun ama curetkar bir bakis.
1895 - Bereli Adam (Yas 13)
Bu resimde cizmis oldugu da babasi, hem melankolik, hem babacan. Ailesi Picasso'nun ilk modelleri olmus. Babasinin yuz hatlarini akliniza kaydedin, bircok Picasso eserinde kendisine farkli rollerde rastlayabilirsiniz.
Picasso'nun babasi
Resimlerinde yer alan baska bir figur ise sert mizacli ve dominant Teyze Peppa. Dedigim dedik bu kadini cizerken kullandigi karanlik renkler ve teyzenin yuz ifadesi nasil biri olabilecegine iliskin cok net bir fikir vermiyor mu? Bu resim Picasso'nun sanat dunyasi tarafindan takdir edilen ilk eserleri. O zaman 15 yasinda.
Peppa Teyze - 1896 - Yas 15
Babasi Picasso'yu 14 yasinda iken zamanin unlu resim yarismalarindan birine girmesi icin tesvik etmis. Hatta kazanmasi icin donemin begenisine uygun dini ogelerin kullanildigi bir resim cizmesinde israrci olmus. Picasso da babasinin onerilerine uymus ve Ilk Komunyon resmini cizmis. Resim odul almasa da sanat uzmanlari tarafindan buyuk begeni ve alkisla karsilanmis.
Ilk Komunyon
Ilk odulunu Bilim ve Hayir isimli eseri ile 15 yasindayken almis. Bu temanin da yine babasi tarafindan donemin trendlerine uygun bir sekilde secildigi dusunuluyor. Zira Darwin, Edison, Tesla, Faraday, Doppler, Maxwell gibi dahiler buluslari ile herkesin ilgisini cekiyor ve burjuva sinifinin bilime olan ilgisini arttiriyordu. Diger artistlerin eserlerini yorumlamak Picasso'nun egitiminin ayrilmaz bir parcasi idi. Sanatinin onemli bir bolumu, takdir ettigi sanatcilarin eserlerine gondermeler yapmak ve resimlerini yeniden yorumlamayi iceriyordu. Bilim ve Hayir isimli eserini Enrique Paternina Garcia'nin "Annenin hastane ziyareti" isimli eserinden esinlenerek yapmistir. Iki resme baktiginizda bircok benzerlik bulmaniz mumkun. (Hatta cocuklu okuyuculara tavsiyem bu benzerlikleri cocugunuzla birlikte bulmaya calismaniz :)) Resimdeki doktor kim dersiniz? Dikkatli bakinca Picasso'nun babasi oldugunu goreceksiniz.
Bilim ve Hayir - 1897
Bir sure hasta kadin temasi Picasso'yu mesgul etmis gorunuyor. Asagida daha az detayli ve cok daha kucuk boyutta calisilmis ayni doneme ait hasta kadin temalari gorebilirsiniz.
Picasso kendine has kubik tarzini gelistirmeye baslarken yine hasta kadin temasina geri donmustur. Cinsel hastaliklarin tedavi edildigi hastanelere gidip dislanmis bu kadinlari gozlemleyip, eserlerine tasimis. Frengi hastalarina takilan beyaz boneli bu kadin Picasso'nun tarzinin degismeye basladigi mavi doneme ait. Mavi donem denmesinin nedeni de tabi ki bu doneme ait eserlerinde yogunlukla mavi rengin kullaniliyor olmasi.
Boneli kadin - 1901
  
Barcelona catilari - Mavi bardak


Barcelona'nin mimarisine hayran olan Picasso, sehri bircok eserine konu etmis. Benim ozellikle ilginc buldugum ise Barselona Picasso muzesinde sergilenen Columbus Meydani isimli eseri. Perspektif ile oynamaya basladigi, gerceklik ile abstrakti birlestirdigi eserlerden biri. Balkon trabzanlarina bakin. Bazilari gercekci, digerleri ise fiziki olarak mumkun olmayacak acilarda duruyor. Disarisi renklerle civil civil iken, icerisi geometrik ve zamansiz, detaysiz, soguk.

Columbus Meydani
Tabi ki her sanatcinin oldugu gibi Picasso'nun da yolu Paris'e dusuyor. Orada donemin bircok unlu sanatcisi ile calisip, farkli tarzlar deniyor. Arkadaslarinin tekniklerini deniyor. Canli renkler, hizli ve kuvvetli firca darbeleri kullandigi bu resimleri dekoratif amacli yapmis oldugu dusunuluyor.
Cuce

Meyveler
Oldukca klasik olan bu kahvalti sofrasindan kubik doneme nasil gecmis derseniz iste boyle :)
Meyve tabagi
Farkli perspecktif ile oynamaya, cisimleri ve kisileri temsili sekiller ile cizmeye basliyor. Bunu nasil yaptigini en iyi gosteren eserlerinden biri asagida. Valesquez'in Las Meninas isimli tablosunu kopyaladigi kubik calismasini asagida alt alta ekledim.


Las Meninas, Nedime demek. Kralicenin yaninda evlendirilmeyi bekleyen seckin kadinlar. Ortada beyaz elbisesi ile duran Ispanya Prenses'i Margareth Teresa. Margareth'in etrafinda duran da seckin nedimeleri.

Picasso Nedimeler resminin onlarca farkli versiyonunu ciziyor. Asagida bazilarini inceleyebilirsiniz. (Cocuklar ile yapilacak aktivite derken bundan bahsediyordum)







Picasso Nedimelerden cok resmin ana karakteri cocuk gelin Margareth Maria'ya kafayi takmisa benziyor. Margarethin onlarca farkli versiyonunu resmetmis. Asagida inceleyebilirsiniz.


Picasso bilinen en uretken ressamlardan biriydi. 2000e yakin resim, 1000in uzerinde heykel, 3000e yakin seramik, 12.000'e yakin taslak resim cizmistir. Yakin arkadasi Jaume Sabartes yasarken Picasso'nun adina bir muze kurmus. Barcelona'daki Picasso muzesinde Sabartes'in Picasso tarafindan resmedilmis bir portresi bulunuyor. Muzede en begendigim eser buydu. Sabartes Picasso'ya beni bir centilmen olarak ciz demis ve gerisini Picasso'nun yorumuna birakmis. Ben de sizi bu resimle bas basa birakiyorum.


Thursday, December 21, 2017

TOKYO'da görülmesi gereken yerler

Metropollerin birçoğu birbirine benziyor. Tokyo da aynı İstanbul, Newyork ve Londra gibi gökdelenleri olan, kocaman apartmanlarla dolu, kalabalık bir şehir. Görüntü olarak insanı şaşırtmıyor. Fakat içinde dünyanın hiçbir yerinde benzerini bulamayacağınız birçok ilginçlikler barındırıyor.

SHIBUYA MEYDANI: Tokyo'nun meşhur kalabalık meydanı.  Bir dört yol ağzı. Sadece 90 saniye boyunca yayalara yeşil yanıyor. Bu 90 saniye içinde karşıdan karşıya geçen insan sayısı binleri buluyor. Bir çok fotoğrafçı bu keşmekeşin fotoğrafını çekmek için saatler öncesinden gelip meydanda güzel bir yer arıyorlar. Meydanda 4 katlı bir Starbucks var. Pencereye bakan bir koltuk bulup oturursanız Shibuya meydanını uzunca izleyebilirsiniz.

Meydanın yakınlarında Mark City isimli bir alışveriş merkezinin 4. katında Sushi No Midori isimli meşhur bir sushici var. Hem fiyatları görece daha uygun, hem de leziz. Fakat bekleme süresi oldukça uzun. Önce sıra numarası alıp, sonra gidip Shibuya meydanını bir süre izleyebilirsiniz. Japonya'ya kim gider diyorsanız en azından aşağıdaki videoyu izleyip kalabalığa siz de hayret edin.


SENSO-Jİ TEMPLE (TAPINAĞI): Şehir içinde bir tapınak. Kırmızı fenerleri ile meşhur. Akşam saatlerinde daha tenha oluyor dediler ama biz akşam gittiğimizde yine tıklım tıkıştı. Erken kapanıyor. Çok geçe bırakmadan 3-4 gibi gitmeli. Kırmızı renkleri ile çok hoş görünümü olan bir tapınak.




Girişinde yol boyunca hediyelik eşya satan minik dükkanlarda geleneksel japon bibloları, çıngırakları, maskeleri ve fenerlerinden bol bol bulabilirsiniz.




IMPERIAL PALACE : Biz gittiğimizde saray ziyarete açık değildi. Sadece bahçesinde gezebildik. Bahçe olarak tabi ki çok hoştu. Bahar veya ilkbaharda kiraz ağaçları ile çok daha güzel oluyormuş. Biz yazın gittiğimizden sadece yeşillik ve gölde süzülen nilüferleri görebildik. Bir de milyonlarca cırcır böceği... Cırcır böcekleri yazın Japonya'nın her yanında fazlası ile bulunuyor. Hatta öyle ki güzel bir bahçe bulup oturup dinleneyim deseniz, cırcır böceklerinin cırlamasından 10 dakikada kafanız şişecek hale gelir.

İçeriye girmek için randevu almak gerekiyormuş. Yılın her döneminde de randevu alınamıyor. Şansınız yaver gidecek de içeri girebileceksiniz.  Gitmeden önce web sitesinden bilgi almanızı öneririm.

AKIHABARA: Teknolojik cihaz satın alacaksanız önerilen bir bölge. Çok geç gitmeyin, erken kapanıyor. Tokyo'nun Eminönü'sü gibi bir yer. Beklentiniz çok yüksek olmasın. Ama arada enteresan gösterimler ve bol bol robot görmek mümkün.



TSUKIJI BALIK PAZARI: Gece yarısı gitmek gerekiyor diyorlar. Özellikle fotoğraf meraklılarının gece 3'te gidip Tuna balığı açık artırmalarını izledikleri mekan. Biz gündüz gittik. Bomboştu ve tertemizdi. Tokyo'nun en lezzetli Sushi'cileri burada. Hemen hepsi 5 yıldızlı. Okyanustan daha yeni çıkmış balıklar ile yapılan sushi'nin dünyada herhangi bir karşılığı yok. Daha önce böyle birşey yemedim kesinlikle. Yalnız bizim seçtiğimiz restoran süper pahalı çıktı. Takip eden 3 gün Family Mart süpermarketlerinden ekmek ve peynir yiyerek bütçemizi ancak rayına oturtabildik.

EDO TOKYO MUSEUM: Kültür ve tarih müzesi. Eski Japon hayatını deneyimlemek istiyorsanız Edo Tokyo müzesine gitmelisiniz. Müthiş bir anlatım, sadece vitrinler arkasında sunmakla kalmamış, aynı zamanda deneyimlemeniz için birçok fırsat sunmuşlar. Müzelerden sıkılıyorsanız bile bunu sevebilirsiniz.







SCIENCE MUSEUM: Imperial palace'ın bahçesinde çocuklar için yapılmış bir bilim müzesi var. Hayatımda en beğendiğim, Japonları en çok kıskandığım yer burası oldu. İçinde tek kelime ingilizce konuşulmamasına ve yazıların tamamen Japonca olmasına rağmen, neredeyse tüm günümüzü burada geçirdik. Her katında farklı bir bilim dalını, birebir deneyimleyeceği ve anlayacağı bir mekan.

Global ısınma, mevsimler, mineraller, optik, motorlar, inşaat için ayrı katlar var ve çocukların birebir deneyebilecekleri 300'ün üzerinde istasyon. İki gün gitsek olurdu. Mesela bir bölümde gerçek koskocaman bir vinçin operatörlüğünü yapıp, plastik topları bir yerden başka bir yere taşımaya çalışıyor. Başka bir bölümde ise bilim adamları eşliğinde sıvı hidrojen ile gülleri dondurup çekiç ile kırıyorlar. Çocuk ile giderseniz lütfen vakit ayırıp gidin. Eşsiz bir deneyim.








MİRAİKAN: Yine dünyada sadece Tokyo'da rastlayacağınız, bilimin en son geldiği noktasını gözler önüne seren bir müze. Meşhur robot Asimo burada. Gerçek zamanlı haber okuyan yapay zeka spiker robot burada. Uzaya çıkmış ilk robot burada. Şu an dünyada en yeni ne keşfedildi ise burada bir örneğini ve açıklamasını görebilirsiniz. Ailecek bilim meraklısı olduğumuzdan tam bir günümüzü burada geçirdik.







Wednesday, December 20, 2017

KYOTO'da görülmesi gereken yerler

Japonya deyince herkesin aklına Tokyo gelir. Bence asıl gidilmesi gereken yer ise eski başkent Kyoto. Tapınakları ve Shogun evleri ile kendinizi bir Ninja veya Shogun filminin içinde hissedeceksiniz. Gidip de bayıldığımız yerlerin bir listesi şöyle;

Fushimi İnari : Fotoğraf meraklıları için banko gidilmesi gereken bir mekan. Dağın eteklerindeki girişinde görkemli binaların arasından geçip turuncu'dan kırmızıya kaçan takların süslediği patikadan kilometrelerce tepeye doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Patika dönerek yukarı çıktıkça kırmızı tahta kapılar, aradan sızan güneşin de etkisi ile çok etkileyici fotoğraflar çekmenizi sağlıyor.
kapabalıktan kaçınmak için açılış saatlerini kontrol edip erken gitmenizi öneririm. Veya Google maps ile alternatif bir yan patikadan giriş yapmak mümkün. Bu alternatif harita sizi son derece dik bir yan yamaçtan herkesin önüne çıkartacak. Fakat uyarmadı demeyin, hakkaten çok dik bir patika. Ayrıca yukarıda su satan tek bir yer var ve süper pahalı. Fushimi İnari'ye giriş ücretsiz ve neredeyse tam gününüzü ele geçirecek bir aktivite.

Dönüşte Vermillion cafe isimli bir yerde soğuk kahve ve iced cheese cake yedik. Dinlenmek için balkonu çok keyifli bir cafe, güzel de müzik çalıyordu.


Kinkaku-Ji: Göl kenarında altından yapılmış bir köşk. Aslında Japonya'daki çoğu bina gibi aslı yanmış ve aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiş. Giriş ücreti var. Eğer yaprakların kırmızılaştığı sonbaharda  veya kiraz ağaçlarının çiçeklendiği ilkbaharda giderseniz altın köşk çiçeklerin arasından çok daha büyüleyici görünecektir. Köşke yaklaştırmıyorlar. Uzaktan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Yarım günlük bir aktivite. Şehrin merkezine biraz uzak olduğu için gidip gelmesi zaman alıyor.

Pontocho: Akşam yemek yemek için nehir kenarında dar ve geceleri çok hoş ışıklandırılan bir sokak. Nehir boyunca çay ve viski evleri var. 17:30'dan sonra gidilebilir. Randevu yaptırmak gerekiyor çünkü güzel restoranların çoğu rezervasyon ile müşteri alıyorlar ve kapıdan girilecek yer bulmak neredeyse imkansız. Ancak büfe yemeklerine kalıyorsunuz ki onlar da hiç kötü değil. harika bir atmosfer. Japonlar kapalı alanlarda da sigara içtikleri için rezervasyon yaptırırken sorun. Duman altı bir yere çocukla gitmek zorunda kalmayın sonra. Yaz mevsiminde giderseniz de sivrisinek kovucu sprey sıkmak iyi fikir olabilir. Nehir kenarı olduğu için geceleri sivriler rahatsız edebiliyor.

Nishiki Market: Sokak yemeklerinden denemek için gidilmesi gereken bir yer. Satın almadan da denemek için ikram veren yerler bol. Biz biraz geç gittik kapatıyorlardı, ancak rulo şeklinde yapılan bir kek deneyebildik. Tuvalet kağıdı gibi düşünün ama kek :) Tadı da çok hoştu. Geç gittik dediğim saat 17:00 gibi gitmiştik, erken kapanan bir yer, ancak öğlen vakti gidilir. Yine balık satan yer çoğunlukta idi. Dükkanları kapatırlarken yaptıkları temizliğe inanamazsınız! Köpük köpük süngerler ile dakikalarca ovalayıp, bol sularla durulayıp, bezlerle kupkuru olana kadar kurutuyorlar. Bal dök yala ötesi bir temizlik var. Temizlik sadece markette değil heryerde var da, böyle bir açık pazarın sabun kokuyor olması bizi çok şaşırttıydı. 

Sunday, September 24, 2017

Sherlock Holmes transitions üzerine

Sherlock holmes fiminin geçişlerine çok hoş bir yorum ile değerlendiren bir video.

Saturday, September 23, 2017

Tükenmez kalem ile sanat

Mostafa Kodehir'in tükenmez kalem ile çizdiği gerçekçi resimleri izlemek çok keyifli...





Monday, March 9, 2015

Magnum Kontakt Baskılar

İstanbul Modern'de bu aralar gösterimde olan Magnum Kontakt Baskılar isimli bir sergi var. Bildiğimiz birçok ünlü fotoğrafın kamera arkasını gösteriyor!

Mesela Salvador Dali'nin bu ünlü fotoğrafına bakın. O yıllarda Photoshop gibi araçlar yok tabi. Sandalye ve tabloları misina ile bağlamışlar bağlamasına ama kedi ve suyu düzgün şekilde fotoğraflamak için 6 saat boyunca uğraşmışlar.


Magnum Kontakt Baskılar sergisinde bu ünlü fotoğrafların kamera arkalarında olan biteni görmek mümkün. Bir karede kediyi atan eller görünüyor, diğerinde Dali sıçramakta yavaş kalmış, diğerinde su Dali'nin yüzünü kapatmı gibi.

Che, Margareth Thatcher, Malcom X, Nixon gibi birçok ünlünün tarihi fotoğraflarının kamera arkasını görmek için İstanbul Modern'e gitmenizi öneririm. Özellikle fotoğraf ile ilgileniyorsanız eminim çok hoşunuza gidecek bir sergi.  Google'dan da baktım ama aynı değil :)