Sunday, November 24, 2013

Saç nedir, ne değildir?

Saçlarım çok dökülüyor, saçlarım çok yıprandı, saçlarımın hızlı uzamasını istiyorum, krem saçımı döküyor  gibi cümleleri hepimiz zaman zaman kurmuşuzdur. Fakat bu gözlemlerimizin ne kadar aslı astarı var bilmiyoruz. Yani en azından ben bilmiyordum ve dermatolog Ertuğrul Aydemir'den konuyla ilgili bilgi istedim, bana bir yazısını verdi. İşte bazı önemli bilgiler.

- 1 saç teli 100gr ağırlık kaldırabilir.
- Bir insanın kafasında 100 000 ile 150 000 arasında saç teli bulunur.
- 120 000 saç teli 10-12 ton ağırlığı taşıyabilir.
- Bir günde 100 saç teline kadar dökülme normal kabul edilir
- Dökülen bir saçın yerine yenisi 6-10 haftada çıkar
- Bir saç dibinden en fazla 20-22 kez saç gelir
- Her bir telin dökülme takvimi başkadır ve farklı zamanda dökülürler
- Erkeklerin saç dökülmesi yapısaldır ve erkeklik hormonuyla ilgili değildir
- Yeni saç, eski saçtan daha hızlı uzar
- Bir saç teli ayda ortalama 1cm, yılda 12cm uzar
- Saç kesme, kazıma saçları gürleştirmez
- Bir saç telinin ömrü 4-5 yıldır ve ömrün 3 evresi vardır. 1) 3 yıl süren gelişme döneminde saç durmadan uzar ve sağlıklıdır, 2) Duralama dönemi aniden gelir ama 10 gün gibi kısa sürer. 3) zayıflık döneminde saçlar dökülmek için bahane arar.
- saçlar ıslakken %30 uzar, kuruyunca çeker
- jöle, sprey, krem gibi saç ürünlerini kullanmak herhangi bir dökülme veya yıpranmaya yol açmaz. Bu ürünler kozmetiktir ve saça zarar vermez ve dökülmesine sebep olmaz.
- Saçları havlu ile kurutmak saçı yıpratan bir uygulamadır ve yapılmaması gerekir.






Sunday, November 10, 2013

Deniz suyu neden tuzludur?

Heyoo çok nadir okur sorularından biri gelmiş! Soru şu; Deniz suyu neden tuzludur?

Bildiğiniz gibi dünyanın %70'i suyla kaplıdır ve bu suların %97'si tuzludur. Suyun tuzlu olmasının iki ana sebebi var;
1) Yağmur damlalarının içinde bir miktar karbon dioksit bulunur. İçindeki karbon asidi yüzünden bir miktar asidik bir sıvıdır. Yağmur dünyadaki kayalara çarptığında kayada bulunan mineralleri kırar ve tuz ortaya çıkar. Tuz nehirler ile denize taşınır. Milyonlarca senedir bu süreç devam etmekte ve denizdeki suyu tuzlu hale getirmektedir.
Bugün artık deniz suyunun tuz seviyesi sabitlenmiş durumdadur ve herhangi bir artış veya azalma söz konusu değildir.

2) Denizlere su getiren diğer bir kaynak ise deniz altındaki termal bacalardır. Bu bacalar da denize her daim mineral püskürmektedirler. Tuzun önemli bir miktarı bu bacalar tarafından okyanuslara karışmaktadır.
 NOAA Okeanos Explorer Program, INDEX-SATAL 2010

Tuesday, October 8, 2013

En uzun yaşayanların ülkesi

Yaşamın en uzun olduğu ülkelerin bir listesi ;

1 Japonya
1  İsviçre
1 San Marino
4  İtalya
4  Singapur
4  İzlanda
4 Andora
4  Avustralya
4  İspanya
4 Katar
4 İsrail
4 Monaco
4 Fransa
4 İsveç
4 Kanada
4  Lüksemburg
17 Kıbrıs
17 Norveç
17  Yeni Zelanda
17 Hollanda
17 Avusturya
17  Yunanistan
17 Irlanda
17 Güney Kore
17 Finlandiya
17  Almanya
27  İngiltere

Türkiye 46. sırada, ortalama yaşam 76 yıl. En yüksek Japonya'da yaşam ise ortalama 83 yıl

Monday, May 13, 2013

Kölelik

Lisa Kristine köleliğin fotoğraflarını çekmek üzere yıllardır dünyayı dolaşan bir gazeteci. Free the slaves organizasyonu ile birlikte Hindistan, Mısır, Kongo gibi dünyanın bir çok yerinde köleleri bulmuş ve hikayelerini dinlemiş. Verdiği bilgilere göre bugün dünyada farklı işlerde 27 milyon köle kullanılmakta.... Bu sunum köleliğe olan bilinirliği arttırmak ve dünyaya seslerini duyurmak amacı ile yapılmış. Sunumu dinlemeseniz bile www.freetheslaves.net'in Facebook sayfasını Like edebilir, seslerinin yayılmasında yardımcı olabilirsiniz.


Saturday, May 11, 2013

Deniz altındaki güzellikler

Ted'de artık çok fazla konuşma olduğu için Playlistler oluşturmaya başlamışlar. New to Ted? (TED'le yeni mi tanıştınız?) diye bir liste hazırlamışlar. Yaklaşık 4 senedir her hafta ortalama en az 3 adet izliyorum, yine de demek en popülerler arasında bile görmediklerim varmış.

Bu öneriler arasında bir tanesine 5/5 verdim. Eğer siz de belgesel sevenlerdenseniz, David Gallo'nun Deniz altındaki güzellikler konuşmasını tavsiye ederim. 5 dakikalık bu videoda sizi çok şaşırtacak deniz canlıları göreceksiniz.
Bu videodan öğrendiğim enteresan bilgi de : "İnsanoğlu olarak okyanusların sadece %3'ünü keşfetmişiz."


Sunday, May 5, 2013

Skybox imaging ile artık dünyanın güvenlik kamerası olacak

Skybox imaging isimli yeni bir girişim henüz duymadıysanız çok yakında duyacaksınız. Uydu görüntülemesinde disruptive bir teknoloji. Skybox imaging ürettikleri micro uydular vasıtası ile dünyada istenilen yerin, istenilen anda yüksek resolusyonlu görüntüsünü, videosunu gösterebilen bir sistem. 4 adet Stanford öğrencisi tarafından henüz okuldayken başlanılan bir proje.

Tam şu anda Taksim'de kaç adet boş park alanı var?
Ticaretle uğraşıyorum, Yunanistan'a mal gönderdim acaba vardı mı?
Japonya'da Tsunami olmuş, haydi aç da izleyelim.
Dünyadaki farklı alanlardaki su seviyeleri ne?

Neler neler yapılabilir düşündükçe heyecan basıyor. :) haydi Google güzel bir teklifle git çocuklara...

İşte kendi sitelerinden bazı örnek fotoğraflar;





Uydular nasıl fotoğraf çekiyorlar?

Saturday, May 4, 2013

Vücut dilin kim olduğunu belirliyor - Amy Cuddy

Amy Cuddy'nin konuşmasına 5 üzerinden 4 veririm ama önerileri işe yarar mı bilmem, denemedim. Denerseniz yazın lütfen.

Kendisi sosyal psikolog ve araştırmaları gösteriyor ki, eğer kişi güç gösteren vücut hareketlerini 2 dakika boyunca uygularsa, kendisini gerçekten güçlü hisseder. Amy Cudy, önemli bir görüşme öncesi, rahatsız ve güçsüz hissettiğiniz bir zamanlarda, sessiz bir köşe bulup güç hareketlerinden seçtiğinizi 2 dakika boyunca yapmanızı öneriyor.

Denemeye değer.






Saturday, April 20, 2013

Deneyim vs. hatıra - Daniel Kahneman

Nobel ödüllü Princeton Üniversitesi profesörü Daniel Kahneman'ın konuşmasına içerikten 5 üzerinden 5 veririm. Anlatımı da çok akıcı. 

İnsanın deneyimleyen benlik (experiencing self) ve hatırlayan benlik (remembering self) olmak üzere iki benliği vardır diyor. Ne kadar mutlu bir yaşamımız olduğuna hatırlayan benliğimize bakarak karar veriyormuşuz. Neden bu kadar çok fotoğraf çektiğimiz, tatillerimiz, özel günlere olan merakımız hepsi hatırlayan benliğimizin seçimi. Sadece bu saptama için 5 veririm konuşmaya.

Pazarlama dünyasında da bir çok yansıması olan bir tespit. reklamımda söylediklerimi nasıl revize etmeliyim ki, deneyimleyen benliği değil de, hatırlayan benliği etkileyebileyim? Mesela 'mutluluklar diyarına gelin' yerine 'unutulmaz bir gün geçirmek için gelin' ...  

Dikkatimi çeken diğer noktalar şunlar; 
- Nereye tatile gideceğimize hatırlayan benlik karar veriyor. Kararını sonuçta hatırlayacağını umduğu hatıralara göre veriyor. 
- Aynı yerde geçirilen iki haftalık bir tatil, bir haftalık tatile göre kişiyi daha fazla mutlu etmiyor.  Çünkü beynimiz yeni bir deneyim olmadıkça bunu hatırlamaya değer saymıyor.
- Hatırlayan benlik hikaye anlatan biri gibi. Her hikayede olduğu gibi onun için de Bitiş çok önemli. Hayatımızın çoğu deneyimleyen benlik tarafından yaşandığı için hafızamızda kaydedilmiyor. 
- Kolonoskopi yaptıran iki hasta grubu üzerinde yapılan araştırmada A grubuna kısa fakat sonu acılı bir kolonoskopi yapılıyor. B grubuna ise başı acılı, sonu daha acısız bir işlem yapılıyor. B grubu toplam deneyimi çok daha iyi hatırlıyor. A grubu ise çok fazla acı çektiğini hatırlıyor. A grubundaki hastalarda kolonoskopi acıdan sonra biraz daha bitirilmeseydi, hastaların hatırlayan benliği toplam operasyonu daha iyi hatırlardı diyor. 
- Yıllık 60.000 dolar gelirin altı kazananlar için para mutluluğun çok önemli bir göstergesi. Yıllık 60.000doların üzerinde ise hiçbir etkisi yok. 
- Daha soğuk eyaletlerde yaşayanlar California'da yaşayanların daha mutlu olduğuna inanır. Kendileri de California'ya taşınsalar, Ohio'da ne kadar soğuk olduğunu düşünerek yine mutlu olabilirler. Fakat asıl mutluluk sevdiklerle birliktelikte olmaktan, bir değere inanmaktan geçer diyor. 

Saturday, April 13, 2013

Fizikçi Richard Feynman röportajı

Atom bombasının yapımında çalışmış ve Quantum fiziği üzerine çalışması için Nobel ödülü almış ünlü fizikçi. Linkteki röportajında dikkatimi çeken noktalar şunlar oldu;

- Babası ile ormanda yürümeye çıkarmış ve babası ona etraftakileri anlatırmış. Birgün babası bir kuşun adını sormuş Richard'a. Richard bilmiyorum demiş. Babası önce kuşun adını 6 farklı dilde söylemiş. "İşte şimdi biliyorsun, peki bu ne işine yaradı, hiç... gel şimdi nasıl bir kuş ve ne yapıyor diye bakalım" demiş. Ogün bugündür etrafını gözlemlemeyi öğrenmiş.

- Babası bir gün TV'de Papayı göstermiş. Bu adamın farkı Apoletleri, başka bir farkı yok demiş. Bu felsefe ile büyüyen Richard da ödüllerden, şeref nişanlarından hoşlanmıyor. Asıl şeref bulduklarımın diğer bilim adamları tarafından kullanılmasıdır diyor


- Matematiği zayıf olan fizikçi dünyayı anlamakta son derece eksik kalacak ve zorlanacaktır diyor

- Limitli bir beynim var, sosyal bilimlerle harcayamam diyor. Yaşı ilerledikçe resim yapmaya merak salmış


- Atom bombasının neler yapabileceğini bilerek projede yer almış. O zaman Hitler korkusu çok yüksekmiş ve biz yapmazsak onlar yapacak diye düşünüyorlarmış. Fakat Almanya yenilince de bombanın yapımına son verilmemiş. "Düşünmedim" diyor. (Einstein ise Hitler'den aktif olarak kaçmış olmasına rağmen projede çalışmayı red etmişti ve sadece bir kere tıkandıkları bir yerde gelip yardım etmişti)

- Bilmemek beni korkutmuyor, evrende bilmediğim şeyler var ve hep olacak.

- 12 yaşında kütüphaneden calculus kitabı almış ve babasına getirip göstermiş. Babası bazı gösterdiği şeyleri anlamamış ve 12 yaşındaki Richard o sırada babasının çok şey bilmediğini, anlamadığını fark etmiş. MIT'den mezun olduğunda babası  büyük bir hevesle fizikle ilgili tüm sorularını sormuş. Ama Richard babasına güzel bir şekilde hiç anlatamamış.


Moskova'da görülmesi gereken yerler

Haftaya ikinci defa Moskova'ya gideceğim. İlk ziyaretimde hava -20 dereceydi. -5, -10 daha önce İstanbul'da gördüğümüz derecelerdi ve bu sebeple -20 de biraz daha soğuk olur sanıyordum. Alakası yok! -20 ile -10 arasında sadece 10 derece değil, farklı bir iklim varmış meğer. Bu sebeple ilk önerim yaz harici oldukça kalın giyinmeniz.

İlk önerim de kesinlikle Pushkin Cafe. Muhteşem yemekleri, harika bir atmosferi olan tam bir Rusya deneyimi. Ama uyarayım, oldukça pahalı bir restaurant. Fakat kesinlikle değiyor.
Cafe Pushkin
Pushkin cafe'de kesinlikle yemeniz gerekenlerin başında Rus salatası geliyor. Türkiye'de yediğimiz Rus salatası mayonez, havuç, bezelye karışımı ağır bir meze. Asıl Rus salatası ise fotoğrafta görüldüğü gibi ve son derece hafif, içinde tavuk da olan çok leziz bir meze.

Rus salatası

Diğer önerim ise mutlaka piramit tatlısını yemeniz. İçindeki piramit şeklindeki dondurma, üzerinde karamel bir kafes ile geliyor. Sonra garson Napolyon'un Mısır'a ziyareti sırasında kendisine yapılan bu tatlının nasıl alev aldığını anlatıyor ve tatlıyı yakıyor. Karameller eriyip dondurmanın üzerine akınca ...


Kızıl meydana özellikle gece gitmenizi tavsiye ederim. Gündüz de tabiki çok etkileyici ama gece ışıklandırma ile çok daha masalsı bir hal alıyor.







Diğer bir önerim de tğm katedral ve kiliselerin içine girmeniz. Bu kadar süslü, bu kadar şaşalı katedraller İtalya'da bile yok. Ayrıca benim şansıma mı bilmiyorum ama içeride her daim ilahiler ve operalar okunuyor. Çok etkileyici.


Son olarak da Metro istasyonlarını tavsiye ederim. Metro istasyonlarının birçoğu sanki bir müzeymişçesine restore edilmiş ve gerek sanat galerilerine, gerek heykel müzelerine çevrilmiş. Alfabeden dolayı olsa gerek bana biraz karışık geldi. Rehber eşliğinde gezilmesi daha hayırlı olabilir.

Bu arada İstanbul'dan daha beter trafiği var. Mesela Kızıl meydandan havalimanına (yaklaşık 20 km) yolculuğun 3-4 saat sürmesi normal karşılanıyor.

2 aylık sıra olduğu için gidemedim ama Bolshoi balesi de görülmeli. Umarım iş gezisi için gitmediğim bir defa ben de gidebileceğim.

Keyifli geziler

Tuesday, April 9, 2013

Tang Yau Hoong

Tang Yau Hoong isimli bir Malezyalı freelance bir ilustratör. Sade anlatımı harika değil mi?

 

 



Sunday, April 7, 2013

Online Eğitim

Bugün size online eğitim imkanlarından bahsedeceğim ama aklınızda olsun ben öğretmen, eğitmen filan değilim. Sadece kendi kullandığım ve beğendiğim kaynakları paylaşıyorum. Eğer eğitim konusunda hata yapmak istemiyorsanız bir uzmana danışınız. Ayrıca eğer dikkat etmezseniz diye de belirteyim, bu yazı 2013 yılında yazıldı, siz bu yazıyı kimbilir kaç yılında okuyorsunuz :)

Birincisi artık Türkiye dışındaki üniversitelerin birçoğu hızla online eğitim imkanlarını zenginleştiriyorlar. Bugün YÖK'ün denk kabul ettiği yurtdışından online eğitim imkanları bile var. Standford'dan dahi birçok dersi tamamen online alabiliyorsunuz, online Master ve doktora da yapılabilmekte. Eğer YÖK denkliğine veya bir diplomaya ihtiyaç duyuyor ve bir sertifika ile yetinemiyorsanız hangi programın YÖK tarafından kabul edildiğini iyice kontrol edin. Bu diplomalı programların maliyeti ders başına 500-1000dolar arasında.

Gelelim asıl beni heyecanlandıran konuya, online ücretsiz eğitim. Eğer amacınız mevcut derslerinizi pekiştirmek, merak ettiğiniz konuları uzmanlarından öğrenmek, okulda olmanın keyfini yeniden tatmak, farklı bakış açıları duymak ise online eğitim tam size göre. Kendi denediğim ve rahatlıkla önerebileceğim 4 adet sistem buldum;

1) Khan Academy - Lise ve Üniversite hazırlık seviyesinde ders anlatan bir kaynak. SAL'ın  yeğenleri için kaydedip Youtube'a koyduğu dersler kısa zamanda yüzbinler tarafından ilgi görmüş ve sonunda Khan Academy Bill Gates vakfı gibi birçok dernekten destek alıp yoluna başlamış. Tamamen ücretsiz. Ders dinledikçe puan kazanıyorsunuz. Sorunuz varsa gerek öğretmenler, gerek öğrenciler hızla cevaplıyorlar. Bir soruyu cevaplarsanız siz de puan kazanıyorsunuz. Ayrıca en güzeli Türkçe tercümesi de mevcut. Fizik, matematik, biyoloji, kimya, bilgisayar programcılığına giriş gibi konularda özellikle tavsiye ederim. Tarih, coğrafya gibi konular ülke detayında olmadığından limitli kalabilir. Herhangi bir zaman, mekan kısıtı yok, istediğiniz zaman girip istediğiniz dersi dinleyebilirsiniz. Türk üniversitelerine girişte faydası olmaz ama yurtdışındaki üniversitelerde eminim Khan Academy puanı da ileride önem kazanacak. Bu sebeple Facebook  veya Google hesabınız ile bağlanmanızı tavsiye ederim.


2) Coursera - Khan Academy'nin Üniversite seviyesinde olanı. Yüzlerce konuda ders, farklı üniversitelerden farklı profesörler tarafından veriliyor. Stanford'dan Tokyo Üniversitesine, Princeton'dan Ecole Polytechnique'e kadar birçok saygıdeğer üniversiteden dersler var. Derslerin belirli başlangıç tarihleri ve belirli süreleri var. Derse katıldığınız süre zarfında ödevler veriliyor, dersler günlük olarak video olarak ekleniyor ve izlemeniz isteniyor. Bazı derslerde direkt öğretmenler ödevleri kontrol edip, değerlendirirken, daha kalabalık sınıflarda öğrenciler birbirlerinin ödevlerini değerlendiriyor. Bence ders zenginliği ve kalitesi anlamında en başarılı olan sistem. Ayrıca derslerin çoğunun sonunda sertifika veya bir referans mektubu da veriliyor. Verilmediği durumlarda derse yazılırken zaten bilgi veriliyor. ne yazık ki Türkçe seçeneği yok.

3) Venture lab - Stanford'un daha çok girişimcilere yönelik programı. Ders sayısı ve kapsamı çok kısıtlı fakat derslerin kalitesi çok yüksek. Özellikle teknoloji girişimcisi olmak isteyenler için hemen her dersi şiddetle tavsiye ederim. Tina Seelig'in yaratıcılık dersini aldım, dünyanın 15 farklı yerinden 20 farklı milletten insan ile birlikte dersler yaptım, problem çözdüm, çok eğlendim. Burada da yine sertifika vs yok. Sonunda bir teşekkür epostası alıyorsunuz. Türkçe de bulunmamakta.




4) Itunes University - Apple kullanıcıları için muhteşem bir kaynak. Khan Academy'nin Üniversite seviyesi. İnternette bulunan hemen tüm derslere Itunes University üzerinden yazılabiliyor ve dersleri istediğiniz zaman dinleyip, izleyebiliyorsunuz. Çok geniş bir ders yelpazesi, hemen tüm üniversiteler burada mevcut. Türkiye'den şimdilik sadece Sezin Okullarını görebildim.



5) Ted-Ed: Henüz beta aşamasında olan TED'in yeni eğitim portalı da güzel başladı. Videolar çok kaliteli, basit ve anlatımlar çok akıcı. Kısa kısa, genelde grafiklerle hazırlanmış videolar. Hatta dersin sonunda sorular sorabilme seçeneği dahi var. Öğretmenler buradan dersleri seçip, öğrencilerine özel sınav bile yapabiliyorlar. Şimdilik biraz katalog olarak karışık geldi ama alışırım yakında :)


Tuesday, February 12, 2013

Güneş ışığını hangi renk daha fazla ısıya çevirir?


Yine çocuklarla yapılacak bir deneye rastladım. İşte size önerilerim şunlar; 


Öncelikle çocuğunuzla renklerin nasıl oluştuğunu tartışabilir ve internetten birlikte araştırma yapabilir veya çocuğunuza araştırabileceği kitaplar verebilirsiniz. 

Işık, kaynağından çıkıp bir nesneye çarpar ve ışık yansıdığındaki dalga boyutu o nesnenin rengini belirler. 


Mesela ışık siyah bir nesneye çarptığında, siyah nesne ışığı tamamen emer ve ışığı yansıtmadığı için de siyah görünür. Peki siyah nesneye çarpan ışığa ne olur? Isıya dönüşür. İşte bu sebeple yazın daha açık renk kıyafetler giyeriz, bize çarpan güneş ışınları üzerimizde yansıyıp gitsin diye.  

Kaç farklı renk vardır?
Infrared, kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor, ultraviyole. Ultraviyole ve infrared insanlar tarafından görülemeyen frekans ve dalga boyundadırlar. 

Açık yeşil bir renk değil midir?
Açık yeşil, koyu mor, gül kurusu, pembe gibi yukarıda saydığımız 6 renge yakın olan tonlar da renktir. Kırmızı adını kırmızıya yakın tüm renkler için kullanılan bir aralık gibi düşünebilirsiniz. Kırmızının frekans aralığı 430-480THz'dir. Bu aralık arasında kırmızının birçok farklı tonu bulunmaktadır.  

BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ? Dünyaya gelen güneş ışınlarının hepsini sadece bir saat boyunca yakalayıp, ısıya çevirebilseydik tüm dünyanın koskoca bir yıl boyunca harcadığı enerjiyi elde etmiş olurduk!

Evet artık deneyimize geçebiliriz. Bugün hangi rengin ışığı en iyi yansıttığını, hangisinin ise ışığı daha çok ısıya dönüştürdüğünü deneyerek göreceğiz.

MALZEMELER
Siyah, beyaz renkli karton kağıt
Tercihinize göre 4 farklı renk karton kağıt
6 buz kalıbı (aynı büyüklükte)
Kronometre veya üzerinde saniye göstergesi olan bir saat
Not almak için kağıt ve kalem

DENEY


  • Deneye başlamadan önce çocularla hangi rengin ışığı daha iyi yansıtacağını tahmin etmeye çalışın ve tahmininizi not kağıdınıza kaydedin.  Birden fazla çocuk varsa birlikte tahmin etmelerini veya yarışmalarını sağlayabilirsiniz.  
  • Karton kağıtlarınızın her birini 8x8cm büyüklükte kareler oluşturacak şekilde kesin. Bu kağıtları sonrasında buzların üzerini kapatacak şekilde koyacağız. 8cm çok büyükse daha küçük, veya gerekiyorsa daha büyük kesebilirsiniz. 
  • 6 buz küpünü benzer aralıklarla güneşin altına koyun ve her birinin üzerine kestiğiniz farklı renkteki kağıtları yerleştirin. Bir buzun üzerinde siyah karton kağıt, diğerinde beyaz karton kağıt, diğerlerinde ise sizin seçtiğiniz 4 farklı renkteki kağıdı koyun. 
  • 6 buz küpünün de tam olarak güneşin altında olduğundan emin olun. Etrafta başka bir ısı kaynağı olmamalı. 
  • Buzların erime sürelerini kronometreniz ile tutun ve not kağıdınıza kaydedin
  • Tüm buzlar eridiğinde deney öncesi yaptığınız tahminler ile karşılaştırabilirsiniz. 

Gelecekte güneş enerjisi tüm evlerde ve tüm arabalarda kullanılıyor olabilir. Bilim adamları bunun için halen çok çalışıyor. Güneş enerjisinin yaygınlaşması ile dünyada olabilecek değişiklikleri tartışabilirsiniz.


Farklı bir uygulama: Bu deneyi kağıtlarla değil, gıda boyası kullanarak da yapabilirsiniz. 6 farklı renkte buz yapıp, hiç kağıt kullanmadan da aynı deneyi yapmak mümkün. Beyaz buz küpü yapmak için süt kullanabilirsiniz, siyah buz küpü yapabilmek için ise tüm gıda boyalarını karıştırabilirsiniz. Tam olarak siyah olmasa da koyu bir kahverengi elde etmeniz mümkün.

Sonuçları da yine bana göndermeyi unutmayın.