Thursday, April 28, 2011

Kanal İstanbul, Panama ve Süveyş'e karşı !

Recep Tayyip Erdoğan bugün açıkladığı Kanal İstanbul projesi için "Panama ve Süveyş Kanalı’nı gölgede bırakacak, yüzyılların en büyük projelerinden Kanal İstanbul için kolları sıvıyoruz” dedi. Ne kadar gölgede bırakıyor acaba diye bakayım dedim. Ben bir gölge göremedim, bir de siz bakın bakalım.

İlk gözüme çarpan tabi ki yine Mısırlılar oldu. M.Ö. 2000'li yıllarda Firavun Sesosteris Kızıl denizi, Nil nehrine ve dolayısıyla Akdeniz'e bağlayan bir kanal inşa ettirmiş. Kanal bugün sadece arkeolojik kalıntı olarak görülebiliyor, tabi ki kullanımda değil. 

Sonra rakamları kıyasladım;

UZUNLUK
Panama: 77km
Süveyş: 193km
Sesosteris: 97km
İstanbul kanal: 45-50km


DERİNLİK

Panama: 12mt
Süveyş:24mt
Sesosteris: 5mt
İstanbul kanal:25mt

GENİŞLİK
Panama:152mt
Süveyş: 205mt
Sesosteris: 46mt
İstanbul kanal:150mt


Belki de çözdükleri problemin büyüklüğü anlamında gölgede bırakacaktır deyip ona da baktım, o da değilmiş. Panama kanalı olmasaydı, Atlantik okyanusundan, Pasifik okyanusuna geçmek için tüm Güney Amerika kıtasını dolaşmak gerekecekti. Keza Süveyş kanalı olmasaydı, Kızıldenizden Akdeniz'e gitmek için tüm bir Afrika kıtasının etrafından dolaşmak gerekecekti.

Daha önce Panama kanalının dünyanın en önemli mühendislik harikaları arasında olduğunu yazmıştım. Bunun iki sebebi var. Biri Pasifik okyanusunun, Atlantik okyanusundan 20cm daha yüksek olması, ikincisi ise Panama kanalı civarındaki doğal nehirlerden ve göllerden yararlanmak için yolunun tepelik bölgelerden de geçiyor olması. Panama kanalına giren bir gemi kanalın içinde bir nevi asansöre binmek zorunda. Girdiği asansörün içine su pompalanarak geminin yukarı kalkması sağlanıyor ve sonra asansörün diğer kapısı açılıp, gemi yoluna devam ediyor.


Dedim ya, ben bir gölge göremedim, ya siz?

Monday, April 25, 2011

Sanal Okey Facebook'da

Sanalını da, gerçeğini de sevmem. Bugün facebook'a girdiğimde duvarımın Sanal Okey davetiyeleri ile dolup taştığını görünce meraklandım. 300.000'i aşkın Like edeni olduğunu görünce merakım arttı. Facebook'da Okey yazmaya kalkışan ArcadeMonk isimli arkadaşı takdir ediyorum. Halkımızın hassas noktalarından biri bu oyun. Ülkemizde bilgisayarda oyun oynuyorum diyenlerin oranının %35'ler civarında olmasında şüphesiz Okey'in payı büyük. 

Okeyi en son 15 sene kadar önce http://www.okey.gen.tr'de oynamıştım. Bugün tekrar bir deneyeyim dedim;

Bir kere çok hızlı çalışıyor, herhangi bir yukleme için bir saniye bile kaybetmedim. Hemen masa buldum. Interface çok kolay, herşey çekerek çalışıyor. Ve tabi ki okey sohbeti ... Daha masaya oturup ilk taşımı çekmiştim ki, sanal kahveler ısmarlandı ve sohbet başladı.  Sanki kırk yıllık arkadaşız da, yıllardır süren bir tatlı çekişmemiz var. :) Okey'in sohbeti ayrı gerçekten. Acaba bir oyun firması okeyde dönen sohbetlerin logunu vermez mi? Ne bulgular bulurum ordan, neler öğrenirim, ah ah.

Ipad applikasyonu : HOG sevenlere - Fishdom H2O

Hiddem Object Game diye bir oyun tipi duydunuz mu? Karman çorban bir resmin içinde belirtilen bazı objeleri bulmaya çalıştığınız kafa boşaltıcı, rahatlatıcı bir oyun türü. Playrix firması Ipad için böyle bir oyun üretmiş; Fishdom H2O, Hidden Odyssey. Meraklılarına tavsiye ederim. Fiyatı 4.99USD ve bence kesinlikle hak ediyor.

Bir kere grafikleri muhteşem. 3 adet akvaryumunuz var ve bu akvaryumları dilediğiniz gibi dekore etmeye çalışıyorsunuz. Alacağınız her balık, dekorasyon malzemesi veya yem için para gerekiyor. Bu parayı bulmak için ise denizin dibine dalıp, size belirtilen objeleri denizin dibinde bulmaya çalışıyorsunuz. Örneğin, sağdaki resimde altta yazan 12 objenin yerlerini belirlemek için 3 dakikanız var. Topladığınız tüm objelerin parası size kalıyor. 
Daha sonra bu parayla resimde gördüğünüz gibi akvaryumunuzu dekore edebiliyorsunuz. Şahsen ben dekorasyon bölümü olmasaydı da oyunu çok severdim.  İster zamana karşı, ister Relax modda oynayabiliyorsunuz. Özellikle Ipad'de olması da süper, maşa başında hidden objectin pek keyfini alamıyordum.






Wednesday, April 20, 2011

Pluton gezegen mi, değil mi?

Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Üranüs, Neptün, Pluton. 

En azından ben ilkokuldayken bana öğretildiğinde Pluton bir gezegendi. Sonra bir ara ne oldu ise Pluton artık gezegen değilmiş denilmeye başlandı. Bugün Cem Yılmaz'ın gösterisine gidene kadar bu konuyu merak etmemiştim. Gösterinin bir bölümünde konu Pluton'un artık gezegen olmadığı konusuna gelince merak ettim, eve gelir gelmez NASA'ya girdim; yine geç de olsa bilmeyenlere açıklıyorum. 
Uzay cisimlerine isim vermekle görevli Uluslararası kurumun adı International Astronomical Union (IAU). IAU yeni bulgular çerçevesinde gezegen tanımını yeniledi. Bu tanıma göre de Pluton'un gezegen değil, cüce gezegen (plutoid) olarak tanımlanmasına karar verildi. Güneş sisteminde Pluton ile birlikte plutoid olarak anılan diğer cüce gezegenler Makemake ve Eeris.  Gerekçeler şöyle;

Gezegenlerin boyutunun büyük olması gerekiyor. Pluton ise aydan daha küçük, hatta Amerika Birleşik devletlerinden de daha küçük. 

Güneş'in çevresinde bulunan tün diğer gezegenlerin neredeyse daire şeklinde bir yörüngeleri varken, Pluton'un yörüngesi 17 derece eğimli bir elips. Hatta zaman zaman Neptün'ün yörüngesi ile birleşmekte.
Pluton'un uydularından birinin boyutu Pluton'un yarısı kadar. Pluton'un boyutunun bu kadar küçük olması sebebi ile yerçekim kuvveti çok az, dünyanın 15'te biri kadar. Öyle az ki yörüngesinde bulunan toz parçalarını dahi çekebilecek kabiliyette değil. 


Pluton güneşin çevresindeki turunu 248 yılda tamamlarken, komşusu Neptün 165 yılda tamamlamaktadır. 

Not: Nasa Space place'e bayılıyorum. herşeyi anlayabileceğim basitlikte anlatıyor. Yaşasın

Tuesday, April 19, 2011

Çalışanlarımı nasıl memnun ederim?

Daha önce de birkaç kez rastlamıştım, bugün yine rastladım; çalışan memnuniyetini belirleyen sihirli 12 kriter. Gallup'un yaklaşık 955.000 kişi ile 2009 yılında yapmış ve valide etmiş olduğu araştırmaya göre çalışan memnuniyeti ve dolaylı olarak şirketin karlılığı, satışları, efektif olup olmadığı hep bu 12 kritere bağlı imiş. Google'a Q12 yazarsanız siz de rahatlıkla çalışmanın detaylarını bulabilirsiniz. Üşenenleriniz için ben bu 12 kriterin neler olduğunu yazayım da uygulayın.  Herkes mutlu çalışsın. :)

1) İş yerinde benden ne beklendiğini biliyorum
2) İşimde hergün en iyi yaptığım şeyi yapma fırsatım var. Becerilerimden faydalanılıyor.
3) Son 7 gün içerisinde fark edildim ve övüldüm
4) Yöneticim veya işyerinde herhangi biri benimle insan olarak ilgileniyor.
5) Şirketimin misyonu bana işimin önemli olduğunu hissettiriyor
6) İşyerimde çok iyi arkadaşım diyebileceğim biri var (arkadaş sayısı ne kadar yüksek ise bağlılık o kadar yüksek oluyor)
7) Son 6 ay içerisinde gelişimim ile ilgili biri benimle konuştu
8) Son 1 yıl içerisinde iş ortamında yeni şeyler öğrenmek ve gelişmek için fırsat yakaladım.
9) İşyerimde işimi yapmak için ihtiyacım olan alet ve imkanlarım bulunuyor.
10) İşyerinde biri beni gelişmem için destekliyor, yüreklendiriyor
11) İşyerinde fikirlerime değer verildiğini hissediyorum
12) İş arkadaşlarım kaliteli iş yapmak için çalışıyorlar

Wednesday, April 13, 2011

Nükleer santrallerin zararları nelerdir?

Bugün dünyada toplam 442 nükleer reaktör bulunuyor ve üretilen enerjinin %14'ünü üretiyor. 1986 yılında Çernobil felaketi sonrası herkes nükleer reaktörlere şüphe ile yaklaşır olmuştu. Fakat küresel ısınma ve fosil kaynakların tükenmeye yüz tutması ile birlikte nükleer santraller tekrar gündemimize girdi. Peki nükleer reaktörlerin zararı nedir?

Radyasyon sızıntısı
Radyoaktif atıklar

Soğutma cihazlarının devre dışı kalması

Radyasyon sızıntısı
Gün içinde çok farklı şekillerde zaten radyasyona maruz kalıyoruz; dünyanın kendisinin yaydığı radyasyon, güneşten gelen, bilgisayar ekranları, TVler, röntgen cihazları gibi insan yapımı cihazların yaydığı radyasyon. Bir insanın da gün içinde tolere edebileceği bir radyasyon seviyesi var. Bu seviyenin üzerine çıkıldığında kanser riskinde bir artış olabiliyor. Birçok uzman nükleer santrallerin yarattığı olağan radyasyonun tehlikeli olmadığını söylüyor. 2009 yılında Almanya'da yapılan bir araştırma ise bunun tam tersini. Araştırmaya göre bir nükleer santralin 3 km civarında yaşayan çocukların lösemiye yakalanma riski diğerinden 2 kat daha yüksek.

Radyoaktif atıklar 
Bir nükleer santralin görevi atomu parçalarına ayırıp, enerji üretmektir. Bu işlemi su dolu tanklar içinde yaparlar. İşlem tamamlandığın radyasyon ile yüklü bu sular boşa çıkar ve reaktörün içindeki havuzlarda temizlenmek amacı ile 30 yıl boyunca tutulur ve ölümcül olduğu için doğaya dökülmez. Bu suyun içinde bulunan diğer atıklardan bazıları ise ancak 24.000 yıl sonra zararsız hale getirilebilmekte. İnsanları en tedirgin eden de, bu atıkların yerleşim yerlerin çok yakınında bulunuyor olmasıdır. Amerikan hükümetinin bu atıkları Nevada'daki Yucca dağının içinde saklama planı Obama hükümeti tarafından rafa kaldırıldı. Obama, daha iyi bir plan bulana kadar atıkların reaktörlerin içinde kalmaya devam edeceğini söyledi. 

Soğutma devrelerinin bozulması 
Olabilecek en katastrofik senaryolardan biri de, bugünlerde Japonya'daki Fukishima reaktöründe olan reaktör haznesinin soğutma ünitesinin devre dışı kalması. Atomun parçalarına ayrılması esnasında ortaya çok yüksek ısı çıkar. Reaktör bu ısının yükselmemesini sağlayacak şekilde soğutulmaktadır. Bu soğutma ünitelerinin bir şekilde devre dışı kalması ile tanklar erir ve tüm radyoaktif atık etrafa yayılır. Bir patlamanın da, tank erimesi ile benzer bir etkisi vardır. 

Peki Japonlar neyi yanlış yaptılar? Okuduğuma göre bir nükleer reaktörün yapımında ihtimaller göz önünde bulunduruluyor. Bir aksiliğin olma olasılığı ile, yaratacağı etki göz önünde bulundurularak reaktör dizayn ediliyor. Japonlar tabi ki reaktörlerini büyük bir deprem olasılığına göre inşa etmişler. 5.4 metre yüksekliğinde Tsunami dalgakıranları inşa etmişler. Fakat 9 büyüklüğünde bir deprem ve 15 metre yüksekliğinde Tsunami olabileceğini hesaba katmamışlar. Bazı uzmanlara göre bu tip yapıların risk olasılığı hesaplanırken en olası senaryolara değil, olasılığı en düşük ama etkisi en yüksek olan senaryolar düşünülerek plan yapılmalı. Ne yazık ki haklılarmış. 

Iphone'um çizildi, ne yapabilirim?

Tabi ki çiziği tamamen yok etmemekle birlikte, çizilen yeri çok kaygan bir hale getirdiğini, dolgu malzemesi görevi gördüğünü test ettim onayladım. Diş macunu.. Dikkat jel değil macun (anti tartar filan da olmasın)

1) Bir pamuk parçasına ufacık, susam büyüklüğünde diş macunu koyun.
2) Daireler çizerek, fazla bastırmadan  çizilen yeri hafifçe ovalayın.
3) Sonra enli bir bezle yine bastırmadan silin.

Çiziğin olduğu yeri ellediğinizde dümdüz bir satıhtan başka birşey hissetmeyeceksiniz.

Daha çok hayalperest lazım

Neden mimarlar bu tip binalardan daha fazla yapmazlar acaba? 

Herhalde talep yetersiz. :/

Biraz farklılıktan zarar gelmez... Bi deneseniz siz de seveceksiniz, siz de resmini çekeceksiniz, gülümseyeceksiniz...

 
 
 
 
 

Çok enteresan bir oyun... Unfinished Swan

Unfinished Swan isimli bir oyun tanıtımına rastladım. Çok hoşuma gitti. Oyun bembeyaz bir ekrana açılıyor ve sizin elinizde bir boya silahı var. Etrafa bu boyalardan etrafa saçarak nereye gitmeniz gerektiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Yüzeylere boya çarptıkça bir odanın içinde olduğunuzu anlıyorsunuz, sonra başka bir oda, başka bir oda derken bir koridora giriyorsunuz. Bir kapı önüne geliyorsunuz, kapı açılıyor ve çatıya çıkıyorsunuz. Bu sefer de herşey siyah, siz beyaz boya atmaya başlıyorsunuz. Ses efektleri de insanı oldukça geriyor. Çıksa da oynasak. 

Oyunun yaratıcısı Ian Dallas - A Reasonable Man.:)


Tuesday, April 12, 2011

Dünyanın en yüksek binası hangisidir?

Dünyanın en yüksek binası Dubai'de bulunan 828metre yüksekliğindeki Burj Khalifa. Kendisine en yakın  kuleden 250metre daha yüksek, ki bu Toronto'daki iletişim ve gözlem kulesi CN Tower.


2004 Eylül ayında temeli atıldı ve 2009 Ekim'inde tamamlandı ve 2010 Ocak ayında büyük şölenlerle açıldı. Açılışındaki havai fişek gösterisi gerçekten görmeye değermiş.




Adrian Smith'in baş mimar olduğu gökdelenin yapımı 1.5 milyar dolara mal olmuş.  2007-2010 yılları arasında global ekonomik kriz sebebi ile mali sıkıntı yaşayan binaya Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı ve Abu Dabi emiri Khalifa bin Zayed Al Nahyan destek olmuş. Bu sebeple açılışında süpriz bir şekilde ismi Burj Dubai olacak yapı, Burj Khalifa olarak değiştirilmiş. 

Dünyanın en hızlı asansörleri kullanılmış, saatte 64km hız ile yükseliyorlar.


452. metresinde halka açık dünyanın en yüksek gözlem merkezi bulunuyor.
158. katında dünyanın en yüksek camisi bulunmakta.
144. katında dünyanın en yüksek gece klübü
76. katında ise dünyanın en yüksek yüzme havuzu bulunmakta.
122. katında At.mosphere isimli dünyanın en yüksek restoranı var.



İnsan Hakları örgütleri yapımda çalışan işçilerin çalışma koşullarına ilişkin birçok itiraz ve haber bulunuyor.Ayrıca çevreci örgütler de binanın karbon izinin yüksekliğinden şikayetçi.

Fotoğrafçı Alisdair Miller'ın Burj Khalifa fotoğrafları nefis.




 
Tüm bu teknoloji inanılmaz ama benim favorim doğa ile tamamen iç içe olan mimari yapılar. Bakınız Hindistan Meghalaya yaşayan köprüleri...

Monday, April 11, 2011

Modern dünyanın 7 mühendislik harikası hangileri?

Dünyanın  yeni 7 harikasının ne olduğuna bakarken, bir de American Association of Civil Engineers tarafından seçilmiş olan 7 mühendislik harikasını da öğrendim.

1) Channel Tunnel - İngiltere ile Fransa arasında denizin altında giden yaklaşık 51 km. uzunluğundaki hızlı tren tüneli

2) CN Tower- Toronto'da 553mt yüksekliğindeki iletişim ve gözlem kulesi. 34 yıl boyunca dünyanın en büyük kulesi olarak ünvanını korudu.

3) Empire State gökdeleni - 102 katlı, 381mt yüksekliğindeki gökdelen. Panama kanalı
ile birlikte aralarında en eski olanı.

4) Golden Gate bridge - San Francisco

5) Itaipu barajı - Paraguay ve Brezilya hükümetleri tarafından ortaklaşa yaptırılan dünyanın en büyük hidroelektrik santrallerinden biri

6) Hollanda kuzey denizinden korunma programı - Deniz seviyesinin altında bulunan Hollanda'nın tarım alanlarını korumak için denize set çekmesi

7) Panama kanalı - 1904 ve 1914 yılları arasında Atlantik ve Pasifik Okyanus'larını birleştirmek üzere yapılan kanal, halen deniz ticaretinde çok mühim bir yer oynuyor.

Kendimi tutamıyorum, dünyanın enleri nelermiş, yarın da onlara bakacağım.

Dünyanın yeni 7 harikası hangileri?

Dünyanın 7 harikasını sayamadığım bir an internete girip neydi diye bakayım dedim. Bir de ne göreyim hemen hepsi değişmiş!!! 2007 yılında İsviçre hükümeti tarafından desteklenen New7Wonders Derneği bir anket yapıp, çağımızın 7 harikasını açıklamış.

Ben 2007 neredeydim de haberim olmadı ki? Yuh dedim kendime... Hamileydim, tamam... merakım çocuk konularına dalmıştı ama yüz milyonlarca kişinin katıldığı bir anketi nasıl es geçmeşim... Çok ayıpladım kendimi...

New7wonders'ın yaptığı anket ile ilgili birçok itiraz olmuş. Kazanan ülkelerin hepsinde çılgın oy verme kampanyaları düzenlenmiş. 

Acaba Anıtkabir çıkmasın listede diye, Türklerden gizli mi yaptılar? :)) Yok yok bu benim cahilliğim sanırım...

Benim gibi bu haberi kaçıran olduysa buyursun okusun. Dünyanın yeni harikaları şöyle:

1) Chichen Itza - Meksika'daki tarihi Maya şehri

2) Taj Mahal, Hindistan

3) Çin Seddi, Çin

4) Colosseum, Italya

5) Brezilya'daki Hazreti İsa Heykeli (Christ The Redeemer)

6) Petra, Ürdün


7) Machu Picchui tarihi İnka şehri, Peru

Eski harikalar milattan önce tarihçi Herodot ile eğitmen Cyrene tarafından listelenmiş çok eski bir listeydi. Bu listede ise aşağıdaki yerler bulunuyordu.
1) Giza piramitleri
2) Babil'in asma bahçeleri
3) Zeus heykeli
4) Efes Artemis tapınağı
5) Halikarnas mozalesi
6) Rodos Helios heykeli
7) İskenderiye Deniz feneri